Bugun...
Reklam
Reklam
Bir dünya markası Hyundai

Gazi Felek Yeni Memleket Gangnam
gazifelek@hotmail.com
facebook-paylas
 


‘Merhaba’ derken, size iki kardeşin ve bir markanın başarı hikâyesinden bahsederek başlayacağım. Hikâye dediğime bakmayın hepsi yaşanmış.

Kardeşlerden biri kuzeyde diğeri güneyde kalır. İkisi de 1953 yılında savaştan yeni çıkmış açlıkla boğuşup hayatta kalma mücadelesi verir. Kuzey Sovyetleri, Güney ABD’yi taklit eder. Biri kapılarını dünyaya kapar diğeri kapılarını ardına kadar açar. Biri yenile yenile yenmeyi, dünya standartlarını yakalamayı öğrenir. Diğeri yarıştan kopar ve açlık sefaletle hâlâ mücadele eder. Biri üretim yaptıkça zenginleşir, zenginleştikçe demokratikleşir diğeri demokrasinden her geçen gün uzaklaşır.

İşte bizim bu hikâyemiz de bu iki kardeşten demokrasiyi seçenin ülkesi Güney Kore’den. 1950’li yıllarda savaşırken çok uzaklardan gelip yanında olup askeri yardımı gönderdiğimiz, kan kardeşi olduğumuz ülkeden. Aslında bu kardeş ülkede başarı hikâyeleri çok var. Ama hepsini bir seferde birkaç cümleyle geçiştirmek haksızlık olur.

1953’teki savaşın ardından geçen 63 yılda dünyanın 11.büyük ekonomisine sahip hale gelmiş, kişi başına düşen milli geliri 36 bin dolar olmuş, yüzlerce ürünü dünya markası olmuş, kardeş ülkedeki o markalardan birinin, Hyundai’nin hikâyesi bu.

South Korean business tycoon Chung Ju-yung, founder and honorary chairman of Hyundai Group, speaks to the press at Panmunjom Freedom House, Republic of Korea, Oct. 27, 1998. Mr. Chung donated 501 head of cattle and the 50 vehicles to North Korea. Chung had given the North Koreans 500 head of cattle earlier this year in June.

Hyundai’nin kurucusu araba tamirciliğinden gelen ChungJu-Yung. 1976 yılında motorunu Japon Mitsubishi’den alıp, kendine özgü kaporta tasarımıyla basit, ucuz “Pony” arabanın ilk üretimi yapar. Devlet de düşük faizli kredi kapısını ardına kadar açar. Bu destek ihracatta başarıyı beraberinde getirir. 1985’lere kadar Arabistan, Afrika ve Latin Amerika ülkelerine ihraç yaparken 1985’ten sonra Kuzey Amerika ülkelerine de ihracata başlar.

bg_hstoryPony_2_img

Aslında burada antrparantez Türkiye’nin de araba macerasından iki cümle söz etmeden olmaz. Bizim otomobil üretim sevdamız daha eskiye 1950’lere dayanır. En belirgin adım Vehbi Koç’un 1966’da kurduğu Anadol markası ile atılır. Reliant lisanslı otomobilin kaportası cam elyafından, şasi ile motor da Ford’dan alınır. Anadol artık klasik araba olarak varlığını sürdürse de başarının devamı gelmeyince yerli marka araba hayalde kalır. Geçtiğimiz aylarda ilk yerli diye sunulan otomobilin Saab’ın 2006 modeli olduğu ortaya çıkınca hayli gülünç bir manzarayla karşılaştığımızı da ifade etmeden geçemeyeceğim.

Üretime başlarken “Önce başarı sonra kalite” düşüncesi artık “kalite ve güven”e dönüşür. Güvenilirlik testini geçmek için de araba piyasasının 3 yıl 50.000 km garanti verdiği yerde 10 yıl 150.000 km kampanyası yapar ve ciddi atılım yapar.

1997 ve 2008 küresel kriz dönemlerini iyi değerlendiren Hyundai 2009 yılında Genesis modeliyle yılın arabası seçilmesi mühendislik başarısını pazarlama başarısıyla taçlandırır.

2014-518034-hyundai-aslan

Gördüğü yoğun talep ve yakaladığı yüksek satış rakamlarını takiben, Hyundai İzmit fabrikası 1997 yılında üretime başlar. Kocaeli ilindeki bu tesisin yıllık 215.000 araç üretmeye başlar. Hyundai Türkiye’de üretilen bu araçları hem iç pazarda hem de Avrupa ülkesinin yanı sıra Orta Doğu ve Afrika pazarlarına ihracat yaparak Avrupa’nın küçük araç üretim üssü olarak faaliyete geçer.

Yabancı otomotiv firmaları tarafında ilk defa bir modeline Türkçe ASLAN ismi verilir. Bu Hyundai’nin kardeş ülkeye jesti olarak yorumlanır.

20141031110432_5292506649

Güney Koreliler çok çalışıyorlar. Haftada 44,6 saat çalışıyor (OECD ortalaması: 32,8). Sadece çok çalışmak değil, akıllı ve nitelikli elamanlarla çalışıyorlar.

Şirketleri, işin felsefesine inanan CEO’lara teslim ederler. Şirketler dünya piyasasının nereye gideceğini dikkatle izler, eksiklikleri yakalar o alana hızla yatırım yaparlar. Bu yatırımlarının omurgasını Ar-Ge oluşturur. Ar-Ge’ye ayrılan harcamalarda dünyada 7.sırada. Yüz milyonlarca doları bir alandaki araştırmalara yatırmaktan geri durmazlar.

Velhasıl kardeşlerin hikâyesi burada bitmez. Devam eder durur. Önemli olan hikâyenin aslına değil faslına bakmak ve kardeşimizden hissemize düşeni almaktır…



Bu yazı 659 defa okunmuştur.

YORUMLAR

CELAL
06-02-2016 05:54:00

Gazi Kardeşim, öğrencilik yıllarımızda hep başkalarının başarı hikayelerini okuduk. Zaman zaman da heyecanlandık, neden Türkiye' de de olmasın diye. Düşünce ve girişimler olsa da, hayata geçirme aşamasında bocaladık. Manileri aşamadık, ya da aşmak için yeterince gayret gösteremedik. Başarı haberlerinin ancak ''Muhabiri'' olabildik. Ancak gelecek için o kadar da ümitsiz değilim. Kardeş ülke Güney Kore gibi ülkelerin başarılarından ilham alarak, Türkiye de yetişen genç dimağların da beklenen başarıyı göstereceğine inanıyorum. İnşallah Türkiyemizin başarı hikayelerini de başka ülkeler örnek hikaye olarak nesillerine anlatacaktır.

YORUM YAZ



1 + 2 =

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
ÇOK OKUNAN HABERLER

Güney Kore denince akla ilk hangi marka geliyor?


SON YORUMLANANLAR HABERLER
YUKARI