Bugun...
Reklam
Reklam
Zombiler Kore'yi bastı

F. Betül Salmanoğlu Kore'den Notlar
koredennotlar@gmail.com
facebook-paylas
 


Korku filmi ciddi bir iştir. İnsanları ağlatmak ve güldürmek ne kadar zorsa, korkutmak da en az bir o kadar çaba ister. Uzakdoğunun en korkunç filmlerine imzasını atan Güney Kore sayesinde uzunca bir süre liselerin yanından geçemez olsam da, bunu büyük bir başarı olarak kabul ediyor ve bu başarının artık nerelere vardığını sizlerle paylaşmak istiyorum.(Lise korku filmlerini seyredenler ne demek istediğimi iyi bilirler.)

Hollywood hala sinema dünyasının vazgeçilmez merkezi konumunda. Maddi manevi imkanlarıyla kolay kolay zirveden ineceğe de benzemiyor. Bollywood(Hint sineması) ve Güney Kore sineması ise hemen ardı sıra takipte. Güney Kore’nin Amerika ile kıyas bile edilemeyecek, küllerinden doğmuş küçük bir ülke olduğunu varsayarsak, şu an Amerika ile yarışır hale gelmiş olması, başarıdan bile çok öte bir şey. Amerika ve Hindistan gibi uzun bir sinema geçmişine de sahip olmayan Güney Kore, bıyıkları yeni terlemiş bir delikanlı gibi... Gerektiğinde kopya da çekiyor. Öyle hemen küçümsemeyin! Tüm dünyanın gözleri üzerinizdeyken kopya çekmek de zor zanaattır.

“Hollywood yapar da biz yapamaz mıyız?” havasına bürününce el atmayacakları konu kalmıyor tabii... “Artık dünya zombilerden kurtulmuştur herhalde...Amerika sağolsun” derken, zombilerin  Kore’ye teşrif ettikleri haberini alıyoruz. “Her felaket Amerika’nın başına gelecek değil ya...Bizim de canımız can, biz de insanız!” diyor sanki Koreliler... Bu naif insanlara zombi olmak pek yakışmasa da, teknik ve teknolojiden fazlasıyla faydalanmış ve gayet inandırıcı bir film ortaya çıkarmışlar, adını da ‘부산행/Busan Treni’ koymuşlar.

Korku filmlerinin tüm olmazsa olmazlarını kullanan yönetmen Youn Sang-ho zayıf karakterlerden, dar alandan ve aksiyondan bol bol faydalanmış... Başrolü çaresiz bırakan, seyirciyi merhametine yenik düşürtecek bir çocuk karakter olmazsa olmaz zaten di mi? Yetinmemişler yanına promosyon olarak liseli genç bir kız eklemişler. Bu da yetmemiş hamile bir bayanla zayıf karakter potasını iyice doldurmaya çalışmışlar. (Aslında engelli ve yaşlılar da olursa o zaman dolar pota...)  Bunun yanında sadece otogarda ve daha çok trende geçen çekimleriyle benim gibi dar alan fobisi olan insanların ruhunu iyice sıkarak, korkuya bir de gerilim katmayı başarmışlar. Aksiyona gelince, “Ah nerde o eski zombiler?” dedirtecek kadar zaman ilerlemiş, teknoloji gelişmiş ve zombiler de bayağı bir değişmiş. “İlk çıktıklarında bu kadar hızlı mıydı bunlar yahu?” dedirten hızlanmış zombilerle aksiyonu tavanda tutmayı bilmişler.

Şahsen korku filmine son derece karşıyım. İstediği kadar başarılı olsun, bu türün ‘hasta senaryo’lara yelken açması ve ipin ucunu iyice kaçırması bu türe olan tüm iyi niyetimi öldürmüş durumda. Fakat her filme bir mesaj çıkarma içgüdüsüyle baktığımdan bu filmde de belki hiçkimsenin görmeyeceği bir şeyi gördüm: Çılgınlığın ve cinnetin yayılma sürecini...

İnsan ırkı her ne kadar dengeli bir varlık gibi görünse de kainattaki en dengesiz varlık olabilme kapasitesine de sahip. Eskiden bir toplumun, topluca çıldırışının uzun zaman süreceğine inanırken, cinnetin çürümüş beyinlerde bir ihtilal çıkarabileceğinin farkındayım artık.

 Cinnetin ortasında kalmış 2-3 insan... Sevdikleri ve değer verdikleri onca şey için, daha düne kadar kendi canından kendi kanından olan ‘diğer’ insanlarla ölesiye dövüşecekler mi yoksa deliler ülkesinde kalmış akıllı gibi gönüllü bir şekilde yenilecekler mi?

Kıyametin yaklaşmış olmasına gerek yok... Cinnet hali kıyamet alametidir zaten. Bir ‘son’dan korkuyorum ki, kardeşin kardeşe acımadığı , gözyaşına bakmadığı , akılların tutulduğu bir son... Zombilerden çok daha korkunç gelmiyor mu kulağa?  



Bu yazı 1407 defa okunmuştur.

YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



5 + 1 =

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
ÇOK OKUNAN HABERLER

Güney Kore denince akla ilk hangi marka geliyor?


SON YORUMLANANLAR HABERLER
YUKARI