Bugun...
Reklam
Reklam
Seul sokaklarında bir kahve molası

F. Betül Salmanoğlu Kore'den Notlar
koredennotlar@gmail.com
facebook-paylas
 


Yazın sıcağının kahrına, bir bardak soğuk kahve hatrına katlandık. Şimdi sıra kışın soğuğuna bir fincan sıcak kahveyle katlanma zamanı. Gerçi ‘kafe’ cenneti olan bu ülkede, kahve, katlanma değil bir kutlama emaresidir. ‘Keyfimiz yerinde ve hayatı kutluyoruz bu bir fincan kahveyle...’ der gibidir herkes. Kahvesiz gün, kahvesiz öğün geçmez burada.  En salaş lokantada yemek yedikten sonra, ödediğiniz yemeğin iki katı fiyatına çok nezih bir kafede kahvenizi içersiniz büyük ihtimalle. Yaz-kış iş yapabilme özelliğinden dolayı olsa gerek bu tarz avrupai kafelerin de sayısı gitgide restoranları sollamakta.  Her türlü kahvenin bulunabildiği bu kafelerde Etiyopya'nın bile kahvesi bulunurken bizim Türk kahvesini bulmaksa neredeyse imkansız. Türk kahvesinden çok diğer kahvelere düşkün olsam da kendimi bir kültür elçisi gibi hissettiğimden her defasında menüye bakıp da Türk kahvesini görememek canımı fena halde sıkıyor. Dutch kahvesi, Arap kahvesi, Amerikan kahvesi ve İtalyan kahvesi gibi kahveleri kolayca bulabilirken bizim dillere destan ‘sandığımız’ meşhur kahvemizin içildiği yerler sadece Türk restorantlar ve birkaç kafeyle sınırlı. Her ne kadar güzel ülkemizde hektar hektar kahve tarımı yapılmasa da, kahvemiz hala ithal kahve olsa da, telvesiyle servis yapılan tek kahve olması hasebiyle, UNESCO'nın kültürel miras listesine girmiş Türk kahvesinin, Güney Kore’de hak ettiği ilgiyi göremediğini düşünüyorum. Bilseler ki neyse halin çıkıyor falın, koşa koşa içerler...

 
Kahvenin yetişmediği bu topraklarda, kahvenin tarihi ise sadece 100 yıllık. Bir zamanlar çok popüler olmuş gece kulübü ile kafe arasında bir mekan olan ’Tabang’( 다방)lar, yerlerini Starbucks gibi zincir kafelere bırakmış durumda. Birkaç yıl öncesine kadar bile olsa dizilerde sıkça karşılaştığımız tabanglar artık mochaların lattelerin dünyasıyla savaşamaz hale gelmiş olacak ki, karşımıza değil ara sokakta, televizyonda bile çıkamıyor. Şimdilerde mantar gibi biten kafeler ise ders çalışmak isteyen öğrencilerin ve öğle arası bir kahve molası vermek isteyen çalışan kesimin can kurtaranı. Misafirperverlik kavramının meşgul hayat tarzının içinde yavaş yavaş kaybolmasıyla da, evini bir dost sohbetine açamayanların ama bir çift kelam ile kahve içmek isteyenlerin uğrak yeri haline gelmiş bu tarz kafeler. Buluşmak istediğinizde rahatça buluşup saatlerce konuşabileceğiniz bu mekanların alternatifleriyse metroda, hastanede, postanede, her yerde karşınıza çıkabilecek olan kahve makinaları.  

Kore yemeği yedikten sonra “Şimdi tatlı zamanı!” diyen Korelilere de aldanmayın. Sizi künefe yemeye götürmeyeceklerdir. Büyük ihtimalle köşedeki kahve makinasından yarım bardak kahve tutuştururlar elinize... İlk başta "Bu ne şimdi ya?" der gibi bakar, “Hani benim künefem?” diyecek olursunuz. Fakat bir yudum içince anlarsınız ne demek istediklerini... Türk yemeğinden sonra çay, Kore yemeğinden sonra da kahve içilir. Bunu ancak o yemeklerin damağınızda bıraktığı tat ispat eder size. Yani lüks kafelerde pahalı kahveler içmeseniz de, Güney Kore sınırlarında illa ki kahve ihtiyacınızı karşılarsınız. Bunun için 300 wonunuzun olması yeterlidir. 

“Şimdi bir fincan kahve olaydı!”

Akupunkturcu doktorumun migrenim yüzünden kahveyi yasaklamasından sonra, bu sıralarda en çok kurduğum cümle bu oluverdi:  “Şimdi bir fincan kahve olaydı!” Adım başı kafe olan bu şehirde bu dileği gerçekleştirmek öyle kolay ki... Ve kafein yasağına uymak öyle zor ki! Cepte şıngır şıngır şıngırdayan 300 won nasıl da gıcıklar insanın içini.

Seul sokaklarında dolaşırken size tavsiyem, kahve makinaları ve markalaşmış kafelerin yerine ücra bir köşede kalmış kendi halindeki mütevazi kafeleri keşfetmeniz... Her birinde verdiğiniz bu kahve molasının, bütün günün yorgunluğunu aldığını hayretler içerisinde fark edeceksiniz.



Bu yazı 1056 defa okunmuştur.

YORUMLAR

Duygu yıldırim
28-01-2016 04:07:00

Yazilarinizi cidden cok beğenerek takip ediyorum ilk baktigim zamanlar sadece kore kelimesi geciyor diye okuyordum ama şimdi okudukcada yazdiklariniza hayran kaliyorum cok etkili ve eğlenceli yaziyorsunuz.surekli okuyorum bu sefer yorum yazmadan gecmek istemedim

YORUM YAZ



3 + 4 =

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
ÇOK OKUNAN HABERLER

Güney Kore denince akla ilk hangi marka geliyor?


SON YORUMLANANLAR HABERLER
YUKARI