Bugun...
Reklam
Reklam
Ses ver ey geçmiş!

F. Betül Salmanoğlu Kore'den Notlar
koredennotlar@gmail.com
facebook-paylas
 


Geçmişimizdeki her bir obje hatıralarımıza sarmaşık misali sarılı. Çocukluğumuza ait bir salça tenekesi bile heyecanlandırıyor bizi. Bir 0.5 uç, bir çizgi film kahramanı, bir ayakkabı markası bizi alıp kim bilir nerelere götürüyor. Bu yüzden zaman makinesine binsek, hepimizin gitmek isteyeceği tarihler farklı farklı...

Nostaljiye olan bu merakımızı Türkiye de Güney Kore de dizilerle değerlendirmesini iyi bildi. Türkiye’de 80’lerle hiç umulmadık bir başarıdan sonra, 90’lar da çekilerek az çok her yaşın gönlü yapıldı. Güney Kore ise ‘응답하라 1997/Reply Me 1997’(‘Cevap Ver 1997’ diye çevrilse de aslında ‘Ses Ver 1997’ daha doğru olur) ile 2012’de nostalji rüzgarını başlattı. Dizinin halktaki etkisi görülmeye değer oldu. 80 doğumluların kendi gençliklerini buldukları diziye neredeyse herkes bayılmıştı. Serinin devamı için anne-baba karakterini yerinden oynatmadan, yepyeni bir kadroyla, Kore için tarihi bir olay olan dünya kupasına katıldıkları 1994 yılını seçtiler.

97’den 94’e 3 yıl geri gidilmiş olmasına rağmen aradaki fark çok fazlaydı. Sanki bir on yıl geriye gidilmişti. Genç seyirciler kısa sürede çok değişmiş olmaktan dolayı şaşkınlık duyarken büyükler hüzünle karışık özlemle dopdoluydu. Kore halkına kazanılan bir çok şeyin yanında, kaybedilenlerin de çok fazla olduğunu hatırlattı dizi. Dostluk, komşuluk, sadakat, vefa ve gerçek aşk gibi unutulmaya yüz tutmuş değerleri, Seul’e dışarıdan gelen bir ailenin ve ‘taşralı’(böyle denmesine her ne kadar gençler kızsa da)  birkaç gencin başından geçenlerle izleme fırsatı bulduk. Her bölümde bulmaca çözer gibi arka planda özenle yerleştirilmiş objeleri incelemek adetten oldu. Bizim keşfetmemize gerek kalmadan bazen de oyuncular gözümüze sokarcasına ellerine alıp uğraşıyorlardı bu objelerle. Üç boyutlu resimlerin ilk çıktığı zamanları gösterdiler bir kere. Görenler ve göremeyenler olarak ikiye ayrıldığımız o zamanlar... Üç boyutlu resim gibi Türk seyircileri de zaman tüneline sokan bir çok şeyin yanında, ‘beysbol fanatizmi’ gibi Türkiye’ye hiç uğramamış şeyler de vardı dizide.

Serinin üçüncüsünü geçtiğimiz haftalarda hayretler içerisinde uğurladık. Senaristin zorla ters köşeye yatırma sevdasından baş roldeki kızımızın kimi seçip evleneceği tartışma konusu olmuştu. Serinin özelliklerinden biri olan ‘Kızımız kimi seçecek?’ konusu reytingleri bir hayli etkilediğinden olsa gerek, pek tahmin edilmeyen bir ikili çıktı ortaya. Serinin 94 versiyonunda iki erkek arasında kalan Na-jung’ın istikrarlı tavrından sonra, 88 versiyonunda Duk-son’ın değişken ruh hali, sosyal medyadakileri hayal kırıklığına uğratmış olacak ki, hem Kore’de hem Türkiye’de dizi severlerin en çok tartıştığı konu bu oldu. Dizi son bölümünde kendi izlenme rekorunu kırdığı için, senarist ters köşeye yatırmada amacına ulaştı diyebiliriz. 

Bu serinin tutma nedenini geçmişe özlem diye açıklamanın haksızlık olacağı kanaatindeyim. Böyle dizilerin en dikkat çekici özelliğinin, insan ilişkilerinde özellikle de aile bağlarında aşırı detay vererek, insanları ustaca duygu seline sürüklemesi olduğunu düşünüyorum. ‘1988’ bu açıdan serinin en başarılı versiyonu. Gençlerin ilişkileri yanında, anne babaların ilişkilerine de fazlasıyla yer vererek her kesimden insana hitap etti ve Kore’nin unutulmaz dizileri arasında kendine yer edindi. Bu gidişle serinin 4.sünün de bir an önce geleceğini tahmin etmek zor olmuyor. Bakalım bu sefer zaman makinesindeki düğmeye hangi yıl için basılacak?

 



Bu yazı 956 defa okunmuştur.

YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



7 + 5 =

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
ÇOK OKUNAN HABERLER

Güney Kore denince akla ilk hangi marka geliyor?


SON YORUMLANANLAR HABERLER
YUKARI