Bugun...
Reklam
Reklam
Noh Hee-kyong’un son dizisi : Dear My Friends

F. Betül Salmanoğlu Kore'den Notlar
koredennotlar@gmail.com
facebook-paylas
 


Yetmişe kadar yaşar mıyız? Seksene merdiven dayar mıyız? Doksanı görür müyüz? Yüze girerken ne hissederiz? Yüzü geçer miyiz? Torun torbaya karışırız belki? Ya torunumuzun torunu olursa, ‘bir tuhaf’ hisseder miyiz?

Toruna torbaya karıştığımız halde yine de yalnız kalırsak... Bize elbet bakar diye beklenti içine girdiklerimiz dünya telaşına dalarak işi gücü bahane edip bırakırlarsa bizi... Yirmide otuzda yalnızlık cazip gelebilir belki ama ya seksende doksanda? Elimiz kolumuz tutmazken yalnızlığa hazır mıyız?

Yaş kemale erince, doğum-düğün-cenaze eski anlamlarını taşır mı gözümüzde? Dünyaya yeni gelenleri umursar mıyız? Hele hele o yeni evlenen mutlu çiftleri somurtuk suratımızla kutlar mıyız?  Eski dostları bir bir uğurlarken son yolculuklarına, sıranın bize çok yaklaştığını bilmek... Dostsuz yaşayamayan bizler, uğurlanan her dostla eksilirken, giden sonuncu dostla birlikte bizden geriye kalanları toparlayabilir miyiz? Kalbe hakim olmak bile zorken aklımıza mukayyet olabilir miyiz?

En zeki insanların bile başına gelen ‘bunama’, bizim de başımıza gelirse, başa çıkabilir miyiz? Yıllar önce vefat eden eşimizle az evvel karşılıklı çay içmişsek bunu evlatlarımıza söyleyebilecek miyiz? Halüsinasyonlar bizi gitgide bu dünyadan koparırken, bize acıyan ya da bizi horlayan bakışları daha ne kadar kaldırabiliriz?

Hiç gelmeyecekmiş gibi gelen yıllardan bahsediyorum. Zamanı gelmeden anlayamayacağımız bir zaman diliminden... Çocukları ve gençleri bir nebze anlayabiliriz. Ne düşündüklerini, ne hissettiklerini tahmin edebiliriz. Ne de olsa onlar gelirken biz dönüyorduk. Ama yaşlıların aklından ve kalbinden geçenleri kavrayabilir miyiz? Onların dünyasına tam tamına vakıf olabilir miyiz? İnsanın geçtiği yollar hakkında bir fikri illa ki vardır da, hiç geçmediği yollar hakkında insan fikir beyan edebilir mi?

Güney Kore’nin sevilen yazarı Noh Hee-kyong/노희경 bunu denemiş ve bence gayet başarılı olmuş. Şimdiye kadar yayınlanıp da reyting rekorları kıran dizilerindeki (Aşk bu sorun değil/사랑이야 괜찮아; Onların yaşadığı dünya/그들이 사는 세상; O kış rüzgarı esiyor /그 겨울 바람이 분다) kadar iyi bir çıkış yapamasa da, bu sefer de dersine iyi çalışmış bir öğrenci gibi benden tam notunu aldı sevilen yazar. Tecrübeli oyuncular, Kore’nin Türkan Şoray’ı Hülya Koçyiğit’i gibi, sayesinde de olabilir tabii ama diziden doğallık fışkırmakta. Kendi teyzenizi, ninenizi ve kendi geleceğinizi görebileceğiniz bir dizi olmuş Dear My Friends/Benim Canım Arkadaşlarım. 7 kadın üzerinden kadınların sorunlarına değinen yazar, yine erkek kimliğini bir yere bırakmış ve kadın yazarlara taş çıkartırcasına kadın ruhundan anladığını bu sefer de ispat etmiş kalemiyle...

Yazarımızın başrol erkeklerinden çapkın dedenin ağzıyla bize ilettiğini sizlerle paylaşarak yazıyı bitirmek istiyorum. Belki kocayan bir vücutta kocamayan bir gönle sahip olmanın nasıl bir şey olduğunu bu güçlü kalem sayesinde biraz da olsa anlayabiliriz: “Keşke gönül de kocasaydı. O zaman belki daha az yalnızlık çekerdik.” Evet, gönül kocamaz derler. Tecrübe-deneyim-birikim ve bir yığın kırışıklığın altında hala 15 hissetmek.. Ne trajikomik!

İçteki çocuk yaşlanmaz ve ömrü olan herkes ihtiyarlığın hüzünlerini de sevinçlerini de elbet yaşar. Ben çok soru sordum bugün. Şimdi sorma sırası sizde: Sevinç kadar hüzne de hazır mısınız? Pişmanlıklarla dolu olmayan bir ihtiyarlık dönemi için, boşa geçmeyen bir gençlik yaşamaya var mısınız? 

 

*Yazarın dizi sonrası kitaba dönüştürülen eserlerinin yanında ‘Şu an sevmeyen her birey, hepsi suçlu- Yalan- Dünyadaki en güzel ayrılık- Kıştan sonra bahar gelir gibi...- Drama Akademi(ortak yapım)’ gibi sevilen kitapları da mevcut.



Bu yazı 1121 defa okunmuştur.

YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



6 + 1 =

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
ÇOK OKUNAN HABERLER

Güney Kore denince akla ilk hangi marka geliyor?


SON YORUMLANANLAR HABERLER
YUKARI