Bugun...
Reklam
Reklam
Koreli senaristler ve cennetlik meslekler

F. Betül Salmanoğlu Kore'den Notlar
koredennotlar@gmail.com
facebook-paylas
 


Senaristler bilir işlerini. Hayran olduğumuz meslekleri fırınlayıp fırınlayıp önümüze servis ederler. Biz de bu durumdan şikayetçi değilizdir. Mesela jüri üyelerinin karşısında savunmasını yaparken “Saygıdeğer Hakim Bey ve saygıdeğer jüri üyeleri!” (Kore’nin ve bizim günlük hayatımızda jüri yer almasa da) diye söze başlayan karizmatik bir avukatın, var olabilme ihtimali dahi, bizde saygı ve hayranlık uyandırdığından senaristlerin işi de bir hayli kolaylaşır.

Ah şu senaristler! Ne zaman bir ameliyat sahnesi görsek, biz ‘doktor olmayan garibanlar’a “Doktor mu olsaymışız yahu?” dedirtirler. Önlükleri giymiş, maskeleri takmışlardır; alınlar terli... Herkeste bir telaş... Seyirciler tırnaklarını yiyedursun, bir ‘Biiiip!’ sesi duyulur. Tıp dünyasına dair hiçbir şey bilmeyen cahil cühela olsak da, acizane, bu sesi iyi biliriz. Kalp durmuştur. Hasta göz göre göre ölüyordur. Pür dikkat doktora kilitlenir gözlerimiz. Bütün hissiyatımızla bir şey yapsın diye bekleriz. (Bu yüzden çok dayak yer doktorlarımız, çok şey bekleriz onlardan.) Her ne olursa olur, doktorumuz tam anlamadığımız bir tıbbi müdahalede bulunur ve hasta kurtulur. Böylece ‘Superman-Batman-Spiderman’ gözümüzde zavallılaşır. Gerçek dünyanın kahramanı gönül tahtımıza kurulur.

Senaristler bilir işlerini. İşini bilen senaristlerden biri de Kore’nin dahi senaristi Kim Eun-sook(김은숙). Heirs, Secret Garden ve Gentleman`s Dignity gibi efsane dizilerin senaristi Kim Eun-sook`un son dizisi de hayranlık duyduğumuz kahraman meslekler hakkında.  Senaristimizin yine zekasını konuşturarak doktorluk ve askerlik gibi, iki ‘cennetlik’ mesleği buluşturduğu dizisi Descendants of the Sun(태양의 후예), reytinglerde yayınlandığı ilk günün birincisi oldu.

Benim en çok saygı duyduğum ve hakkını vererek yaptıkları takdirde cennetlik olduklarına yürekten inandığım bu iki mesleği bir arada görmek , beni çok duygulandırdı açıkçası. Kendi ülkelerinde kendi insanlarını kurtarmakla mükellef olan doktorlar ve askerler yeri geldiğinde, kendi ülkelerinden çok uzaklarda görev aşkıyla başka bir memleketin çocuklarının canının derdine düşerler... Bu meslekleri kutsal yapan şey de bu olsa gerek: İnsan hayatı... İnsan hayatına verdikleri değer. Dine, dile, milliyete, cinsiyete bakmaz bu meslekler. En azından bakmamalıdır. Öncelikleri insandır. Korunması gereken sadece candır. O yüzden özellikle Kore ve bizim gibi paralı askerlik sistemi olmayan ülkelerde, askerlik mesleği (suistimal edilmediği takdirde) kutsallığını her daim koruyacak. Doktorluk ise el uzattığı sürece, her yerde, her daim itibarlı kalacak.

Doktor kızımız benim bu düşüncelerimden habersiz, asker oğlumuzu emre tabii olan bir ölüm makinesi gibi gördüğü için bir kalemde sildikten sonra, kaderin tokadını yer ve kendi üstlerinin emirlerine tabii olarak Urk gibi uzak bir yere zorunlu hizmete gönderilir. Yalnız bu zorunlu hizmet doktor ve grubuna zor gelmiş,  bu uzun yolculuğa görev bilinci ve hizmet aşkıyla sevine sevine çıkan tek bir kişi bile olmamıştır.  

Her ne kadar dizi olsa da gerçeklerle de pek çelişmeyen bir durum bu. Hangi meslek olursa olsun, bu meslek ‘cennetlik’ bile olsa, yaptığımız işin ne kadar mühim olduğunun farkında değilsek, bu iş bir zaman sonra alışkanlığa dönüşüyor ve biz de mucizelere şahit (bir açıdan vesile) olma fırsatını kaçırıyoruz.

Urk havaalanına yeni inmiş, sıcaktan bitmiş, “Neden geldim İstanbul’a?” modundaki Koreli doktorları görünce, Afrika’ya katarakt ameliyatları için giden yurdum insanı, samimane doktorlarımız geldi aklıma. Nijer, Çad, Mali, Burkina Faso, Etiyopya gibi ülkelerde ortalama olarak 40.000 insana bir doktor düşen, milyonlarca insanın hayatlarında hiç doktor görmeden yaşadığı bu ülkelere görev aşkıyla, hizmet aşkıyla giden doktorlarımızın yüzünde de aynı ifadeler var mıydı acaba? Daha ilk günden pişmanlar mıydı, yoksa Cennet’teki yerlerini sağlamlaştırmanın şuuruyla gözleri parıl parıl parlıyor muydu? Mesleği cennete bir adım daha yakın olan insanlar, ne şanslılar... Biz de, senaristler sayesinde, bu Cennetlik meslekleri yakından tanıma fırsatı bulduğumuz için şanslı sayılmaz mıyız? Ne dersiniz?



Bu yazı 1478 defa okunmuştur.

YORUMLAR

Aliaskarova Bibigul
07-03-2016 10:14:00

Dusunen veya kendisini dusunmeye zorlayan insanoglu icin guzel bir mesaj ... Basarilar...

YORUM YAZ



5 + 9 =

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
ÇOK OKUNAN HABERLER

Güney Kore denince akla ilk hangi marka geliyor?


SON YORUMLANANLAR HABERLER
YUKARI