Bugun...
Reklam
Reklam
Kore’nin mizah anlayışı

F. Betül Salmanoğlu Kore'den Notlar
koredennotlar@gmail.com
facebook-paylas
 


Gitgide küreselleşiyoruz. Farklılıklarımız kayboluyor. Eski zamanlarda, mesafelerin doğurmuş olduğu her kültür, yerini ‘Youtube kültürü’ne bırakıyor yavaş yavaş. Birbirimize benzemeye başlıyoruz. Aynı giyiniyor, aynı şarkıları dinliyoruz. Aynı yemekleri yiyor, aynı şekilde dans ediyoruz. Bir dil, ortak dilimiz oluyor alttan alta, kimseyi ürkütmeden. Aynı ürünleri, aynı oyuncakları, aynı teknolojiyi kullanıyor, kullanmak istiyoruz. Dünyaca ünlü markaların reklamlarından aynı oranda etkileniyoruz. Ve hepimiz aynı bilgilerle doluyoruz, Google tarafından. Ve hepimiz arkadaş oluyoruz, Facebook sağolsun.

Mizah anlayışımız da küreselleşiyor mu sizce? Tüm dünya aynı şeye gülebilir miyiz bir gün? Mizah dediğimiz, sadece kamera şakalarından ve kayıp düşen insanlardan (ki ben onlara da gülmem) oluşsaydı ve mizah dediğimiz şey, konuştuğumuz dil ve kültür ile sarmaşık misali sarılı olmasaydı, mizah da her şey gibi çabucak küreselleşirdi. Ama mizahın gidecek daha çok yolu, aşacak çok engeli var.

Kore’ye ilk geldiğimde dil bilmesem de dizi ve filmlerde neler konuşulduğunu tahmin edebiliyordum. İnsan ilişkileri ‘az buz’ evrenseldir. Ama komedi programları uzun bir süre muammasını korudu benim için. Bu kadar neye gülüyordu bu insanlar? Daha sonraları anlamlarını bildiğim kelimeleri kullanmalarına rağmen bir Korelinin katıla katıla güldüğü espriye sırıtamadığımı farkettim. Bilmeyle de iş bitmiyordu. Anlamak, kavramak, hissetmek, sezmek gerekiyordu. Yani o kültürü yaşamak...

Karagöz Hacivat esprileriyle büyümüş nesil, aynı dili kullandığı torunu yaşındaki stand-upçıların bile esprilerini anlayıp onlara gülemiyor. Demek ki sadece dil mesele değil. Dile hakim olunduğu kadar kültüre de hakim olmak gerekiyor. Türkçeye fazlasıyla hakim Koreli bir dostumuza ‘Güldür Güldür’ programını tanıtırken farkettim ki, bilmediği kelime olmamasına rağmen esprilere gülemiyor, benim güldüğüm şeyleri anlamsız ve gereksiz buluyordu. O zaman dedim ki kendi kendime ; bir milletin dili öğrenilir, yemeği, dansı, şarkıları, oyunları ama mizah anlayışı belki de öğrenilecek son şeydir.

İşin ilginç tarafı milletten millete mizah anlayışı farklılık gösterirken mizah türleri de farklılık göstermekte. Mesela Kore’de bizdeki gibi ünlenmiş bir mizah dergisi yok. Bizim anladığımız siyasi olmayan (Selçuk Erdem tarzı)karikatürcülük gelişmemiş. Gazete sayfalarının arasında, ufak tefek gündemi ilgilendiren, siyasilere gönderme yapan karikatürler var genelde.

Kore’de stand up showun da olmadığını (ilk ve tek showun bir Türk tarafından yapıldığını-ne de olsa ata mesleği meddahlık!) biliyor muydunuz? ‘Olacak O Kadar’ gibi bir programları da yok. Amerikan tarzı talk show programları da. (Kore’de olduğunu hayal bile edemiyorum.) Ayrıca Kore’nin ‘Ayrılsak da beraberiz’ ‘Çocuklar duymasın’ gibi ikili üzerine yoğunlaşılan Amerikan tarzı sitcom türü de yok. ‘Seksenler’ ve ‘Avrupa Yakası’ ya da ‘Yalan dünya’ gibi kalabalık aile sitcomuysa çok fazla yok. Olanlarsa bizdekiler gibi çok ilgi görmüyor. Fakat ‘Güldür Güldür’ gibi sahnede yapılan 게그 컨서트(Gag Concert) ve 웃찾사(Kahkahayı arayıp bulan insanlar) uzun yıllardır genç kesim tarafından sevilerek takip edildi. Bunun yanında formatı biraz değiştirerek yaptıkları 코미디빅리그 (Comedy Big League) programında yarışan komedyenler de halkın sevgisini kazanmış durumda.

Bizim gibi kelime oyunlarına düşkün bu milletin de aslında içinde çok cevherler var. Ama Kore bu yeteneğinin çoğunu eğlence programlarına sarfetmekte. Tonlarca eğlence programı var Kore’de. Komedi, belgesel, oyun-eğlence, açık oturum, gezi, yemek ve evlilik programlarından ortaya karışık bir şeyler yapıyorlar devamlı.

Uzun yıllar burda kalan biri olarak “Espri anlayışına alıştım herhalde, artık gülebiliyorum, neye gülündüğünü anlayabiliyorum.” derken Türkiye’deki gençlerin de (altyazılı da olsa) bu eğlence programlarını kaçırmadan seyrettiklerini farkettim. “Mizahta da mı globalleşiyoruz noluyoruz?” Gerçi biraz düşününce bir defa daha ‘kardeş ülke’ demekten kendimi alamadım. Çünkü altyazılı bile olsa Amerikan Talk Show’larına bizde kimse gülmez. İngilizceye tam hakim değilseniz soğuk British esprileri komik gelmez. Ya gerçekten mizahta da küreselleşiyoruz. Ya da kardeş ülkemiz dıştan bakılınca bayağı farklı dursa da, içten bize çok benziyor.



Bu yazı 928 defa okunmuştur.

YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



3 + 5 =

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
ÇOK OKUNAN HABERLER

Güney Kore denince akla ilk hangi marka geliyor?


SON YORUMLANANLAR HABERLER
YUKARI