Bugun...
Reklam
Reklam
Kore’nin Bağımsızlık Şairi Dong-Ju ve onun acılı hikayesi

F. Betül Salmanoğlu Kore'den Notlar
koredennotlar@gmail.com
facebook-paylas
 


Sanmayın bir bizim ülkemize münhasır, kanıyla, canıyla en çok da genciyle vatanı kurtarmaya çalışmak... Sanmayın bir bizim ülkenin tarihi acılarla dolu; bir bizim insanımız çok çekmiş. Bizden çok uzaklarda olan ‘Kardeş Ülke’ Güney Kore de acılarla dolu bir tarihe sahip. Biraz deşince bizimle paralel dönemlerde benzer acılar yaşadığını görürsünüz. Bağımsızlığına düşkün bu iki millet bu uğurda çok cefa çekmiş ama özgürlüğünden ödün vermek istememiştir.

Ancak hak - hukuk diyen, adalet ve eşitlik en çok da özgürlük diyen herkesin boyunun ölçüsü alınmıştır, tarihin tozu alınmamış köşelerinde. Baskıyla bastırılmıştır çoğu zaman sesi gür çıkanın... Bazen bir giyotin vardır, bazen bir idam sehpası, bazen de müebbet hapis cezası. Ama en ağırı nedir biliyor musunuz? Kendi vatanında esir muamelesi ... Bizim 18 Mart mücadelemiz de sırf bunun için değil miydi? Bugün, bu anlamlı günde, Kore’nin bağımsızlık mücadelesi hakkında konuşmaya ne dersiniz?

Bu hafta Kore’nin Mehmet Akif’i diyebileceğimiz en önemli şairlerinden bağımsızlık mücadelecisi Yoon Dong-joo(윤동주 )’nun hayat hikayesini anlatan ‘Dong-ju/ 동주’ filmini paylaşmak istiyorum sizlerle...

1940’lar... ‘Kore Savaşı’ öncesi... Japonya’nın Asya’ya hakimiyet hülyasıyla sömürdüğü bir ülke Kore. İsimlerin Korece telaffuz edilemediği, Korece konuşmanın yasaklandığı, bir milletin elinden bütün rüyalarının alınmaya çalışıldığı bir dönem...Böyle bir dönemde çiçeği burnunda iki edebiyatçı yetişiyor Seul’ün en iyi üniversitesi Yonsae (연세)’de.

Biri, babası doktor olsun isteyen acemi şair Dong-ju;  diğeri de yetenekli yazar adayı kuzen Mong-gyu. Aynı evde büyüyen bu gençler, zaman içinde hem en yakın dost hem en azılı rakip olurlar. Biri şiire aşıktır. Diğeri vatanına. Dong-ju şiire olan aşkından Mong-gyu gibi erken yaşta vatan için dertlenemese de yapılanlar karşısında onun da içinde yavaş yavaş  fırtınalar kopmaya başlar. Köylerinden Seul’e üniversiteye gelen bu iki delikanlı Japonya’nın ağır baskısıyla “Kore’de Japonca konuşmaktansa, Japonya’da Japonca konuşuruz.” diyerek başlarına geleceklerinden habersiz Japonya’da okumaya karar verirler. Onların ışığında bir döneme şahitlik ederiz. Öyle bir dönem ki...

Özgürlükten, eşitlikten bahsedenlerin kötü gözle bakıldığı, Amerika’nın hristyanlığıyla Rusya(ve Çin)nın komünizmi arasında gitgeller yaşanılan hassas bir dönem... Japonya’nın karşısında savunmasız bir çocuk gibi kalmasına rağmen, bugünün demokrat Güney Kore’sinin adımlarının atıldığı yenilikçi bir dönem. Hala yankılarının sürdüğü “Ağabeyimiz Japonya’ya sığınalım, kalkınalım.” diyen bir kesimin oluştuğu farklı bir dönem...

Kahramanımızsa ülkesi yavaş yavaş istila edilirken, eli kolu bağlı bir şair... Japon askerlerinin sorgusu sırasında utancından ölmek istediğini söyleyen bu halk adamının neden utandığını önce anlayamayabilirsiniz... Sonra kendisi bizatihi açıklıyor bize haleti ruhiyesini. Aklının fikrinin şiirde olması, vatan elden giderken öyle bir zamanda şiir yazılabileceğini düşünmek utandırmış onu. Savaştan başka meselesi olmayan bu dünyanın içinde fazlasıyla güzel kalan şiire sığınmak, ölüme yakın bu genç şaire fazlasıyla vicdan azabı çektirmiş anlaşılan. Acılar insanı olgunlaştırıyor. Acı dolu dönemlerin insanları da olgun oluyor. Bu vatansever koreli şair, Japon hapishanelerinde gördüğü işkence sonucu vefat ettiğinde yaşı daha 30 bile değil.

Şimdiki Kore’nin minnet ve şükran dolu olduğu o dönem insanlarını güzelce yad etmekten başka elinde yapacak bir şeyi yok. Filmin sonunda, başrol Kang Ha-neul’ın söylediği  ‘Uzun zaman önce ayrıldığım memleketime dönünce’ diye başlayan ‘Kendi Portrem’(자화상) şarkısıyla kendini film boyunca tutmuş bütün salon gözyaşlarına boğulurken ben de kendimi tutamadım. Geçmişin galiba en yakıcı tarafı da ‘geçmiş’ olması... Değiştirebileceğiniz, düzeltebileceğiniz tek bir şey yok elinizde... Her şey geçmişte kalmış. Tek tesellimiz vatan uğruna canlar veren bu insanlar vesilesiyle Türkiye de Güney Kore de bugüne kadar bağımsızlığından ödün vermemiş bir şekilde yaşayageldi.

Şehitlerimizi rahmetle anıyor, günümüz şehitlerine sebep olanları ise müsaadenizle Allah’a havale ediyorum.

Not: Japon askerlerinin genç kızlara yaptığı zulmü gösteren bir başka film Spirits’ Homecoming/ 귀향 de şu sıra gösterimde ilk sıralarda. Bu filmi benim gibi yüreği dayanamayanların seyretmemesini tavsiye ederim. 



Bu yazı 1126 defa okunmuştur.

YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



1 + 6 =

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
ÇOK OKUNAN HABERLER

Güney Kore denince akla ilk hangi marka geliyor?


SON YORUMLANANLAR HABERLER
YUKARI