Bugun...
Reklam
Reklam
Kore`de bir klasik: 'Hafıza Kaybı'

F. Betül Salmanoğlu Kore'den Notlar
koredennotlar@gmail.com
facebook-paylas
 


Çocukken genelde babamla gittiğimiz sansürlü bir sinema salonunda seyrederdim filmleri. Sansürlü sinema salonu hala var mı Türkiye’de bilemiyorum. Kimilerine bağnazlık gibi gelebilir böyle bir salon, ama muhafazakar kesim için bir kurtarıcı mahiyetinde olduğu kesin. İşte sırf bu yüzden Titanic gibi en ünlü filmlerin bile bazı sahneleri yok bende.

Hafıza kaybına benzetiyorum bunu. Bazı sahneler bende yok. Silik... Hafıza kaybı hiç yaşamadım fakat annemin kısa ya da bir açıdan uzun hafıza kaybını biliyorum sadece. Beyin tamamen sıfırlamıyor da kendini, bir süreyi siliyor kayıttan. Kocasını hatırlıyor da çocuklarını hatırlamıyor mesela.

Hafıza kaybı ilgi çekici bir konu. O yüzden cılkı çıkana kadar kullanıldı dizi ve filmlerde. En eski Türk filmlerinden hatırlarsınız; ya kör olurlar ya hafıza kaybı geçirirler. Senaristin aklına gelen en çılgınca çıkış yoludur bu, o zamanlar için. Şimdilerde, temele hafıza kaybını koyup onun üstüne orjinal senaryolar yazılmaya çalışılıyor.

Şu an sinemalarda gösterilen ‘Lock Key’ de bunlardan biri. Maalesef reytingi düşük. Başrol oyuncusu (normalde itici bir yan rol olan) Yoo Hye-jin’e rağmense naçizane kanaatim filmin komedi türünde kendi çapında başarıyı yakaladığı yönünde. Bir kiralık katilin hamamda sabuna basarak yere düşmesini ve böylece hafıza kaybı geçirmesini işliyor film. Hafıza kaybından sonra kim olduğunu, yeteneklerine bakarak çözmeye çalışan katil, en sonunda bir aktör olduğunu zennederek sinema dünyasında yeni bir sayfa açıyor kendine. Hafıza kaybının diğer filmlerde gösterilen kısmını burda da görüyoruz; insan kendini keşfeder, zaaflarını görür ve de yeni bir kimlikle tertemiz bir hayata başlar.

Hafıza kaybını temele yatırmış bir de dizimiz var bugünlerde. Babannesinin kuzusu çok zengin ve şımarık Lui, annesiz babasız büyümenin acısını kendini alışverişe vurarak çıkartmıştır. Alışveriş kralı Lui, uzun yıllar kaldığı yurtdışından döndüğü gün araba kazası geçirir ve ertesi gün evsizlerin arasında uyandığında hiçbir şey hatırlamıyordur. Lui’nin üstündeki kıyafetin, evden kaçmış kardeşine ait olduğunu iddia eden Pokşil’le tanışınca, hafızası geri dönünceye kadar Pokşil’den kendisine sahip çıkmasını ister. Dağ köyünden çıkıp şehre gelmiş Pokşil açısından da kardeşini bulmak için Lui tek seçenektir. Yalnız Lui hiçbir şey hatırlamamasına rağmen o parasız halinde bile alışveriş tutkusunu bırakamaz ve Pokşil’i zor durumlara sokar.

Sanırım sizi siz yapan şeyler hafıza kaybına uğrasanız bile bırakmıyor sizi. Tabii hafıza kaybının da dereceleri var. Travmatik amnezi, psikojenik amnezi ve kaynak amnezi gibi çeşitli türleri var. Kimisi son birkaç yılı hatırlamıyorken kimisi hiçbir şeyi hatırlamıyor. Kimisi çocukluk dönemine ait hatıraları hatırlamazken kimisi de kim olduğunu nasıl biri olduğunu bile hatırlamıyor.

2007 yapımlı bir Amerikan dizisi olan ‘Samantha Who?’nun da böyle bir konusu vardı. Kötü kalpli Samantha, hafıza kaybı geçirdikten sonra, önceleri nasıl biri olduğunu yavaş yavaş çözer ve eski halinden tiksinir. Gece hayatını, içkiyi ve de kötü arkadaşlarını bırakır. Yalandan ve her türlü ahlaksızlıktan uzak durmaya çalışır. Annesini, eski sevgilisini ve de çocukluk arkadaşını tekrardan kazanmak için yeni bir fırsat sunulmuştur sanki kendisine. O da bu fırsatı iyi biri olmaya karar vererek en güzel şekilde değerlendirir. 

Siz de ister miydiniz bir parça hafıza kaybı? Bir parça sansür? Hayatınızın en çirkin sahnelerine? Unutmak istediğiniz sansürlemek istediğiniz şeyler var mı geçmişinizde? Keşkeleriniz çok mu? Öncelikle ‘KEŞKE’leri sansürleyebilirsiniz. Keşke’ler zaman kaybıdır. Zaman kaybıysa hafıza kaybından da beter bir şey. Hafıza kaybı yerine bir parça ‘vicdan azabı’ yazıyorum reçetenize. Unutmak istediğiniz, sünger çekip temiz bir sayfa açmak istediğiniz, size vicdan azabı yaşatan her konu, aslında sizi eski hatalara düşürmemek için cambaz ipinin altındaki o koruyucu ‘ağ’dır. Korkmayın, o hataların verdiği vicdan azabı sayesinde artık yere çakılmazsınız.



Bu yazı 822 defa okunmuştur.

YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



4 + 9 =

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
ÇOK OKUNAN HABERLER

Güney Kore denince akla ilk hangi marka geliyor?


SON YORUMLANANLAR HABERLER
YUKARI