Bugun...
Reklam
Reklam
Kore'de bir ayvayı kaç dilime bölersiniz?

F. Betül Salmanoğlu Kore'den Notlar
koredennotlar@gmail.com
facebook-paylas
 


Kimlerle paylaşacağınızı hesap edersiniz önce. Ancak tatlısını mı reçelini mi yapacaksınız karar veremezsiniz. 40 dilime böldüğü ayvayı 40 kişiyle paylaşmak vardır gurbetçinin kaderinde. Memleketteyken israf ettiğiniz şeyler gelir aklınıza. Gurbet size tasarruflu olmayı ve de paylaşmayı öğretir.

 

O ayva Türkiye’den gelmişse ne kıymetlidir. Kore’nin ayvaları sert ve tatsızdır çünkü. Çok uzaklardan gelen tek ayvayı hayran hayran seyreder; bu mübareğin kokusunu, tadını daha önce nasıl fark edememişim diyerek hayıflanırsınız. Gurbet insanı tefekküre daldırır, farkları fark ettirir.

 

Bir yanınız hep hüzünlüdür. Fakat metroda bozuk Türkçeli bir “Merhaba!” yüzünüzü güldürür. Dilinize milattan kalmış türküler dolanır. Hafızanıza hayret edersiniz. Bilinçaltınızaysa şükür. Her şeyin yabancı geldiği bir anda akrabadan öteye geçer bir dost eli. Öyle sıcak öyle derin öyle içten dostluklar kurarsınız ki gurbet gurbetliğini hissettirmez olur. Bir dostun evinde çayınızı yudumlarken bir de bakmışsınız, Anadolu’nun herhangi bir şehrindesiniz. Gurbet insanı halden hale sokar, hüzün de sevinç de her an tekrar be tekrar…

 

Geçmiş, siz hayaller âlemine dalınca, bir anda çıkar karşınıza hiç müsaade istemeden. Keşkeler başlar o zaman. Keşke dersiniz şunu yiyeydim. Şuraya gideydim. Şunu öğreneydim. Şuna şunu diyeydim. Şunu şurada göreydim. Keşkeler bir tasma gibi boynunuzda asılı kalır. Gurbet sabırlı bir öğretmendir. İnsana keşkelerle birlikte nasıl yaşanılacağını öğretir.

 

Memleketten acı haber almaksa en çetrefilli tarafıdır gurbetin… Öte tarafta buluşacağımıza inanmış olsak da bu kısa ayrılık, lezzetleri acılaştırdığı gibi, günümüzün her anına sızar, kalbimize oturur, bizi dermansız bırakır. Kaçmak istesek de kaçamayacağımız, günün birinde hepimizin yüzleşeceği öldürülmeyen bir gerçektir ölüm. Dünya da bir gurbet hayatı değil mi zaten diye teselli buluruz bu yaban ellerde. Öyle ya, gurbet de anadan babadan kardaştan ve dosttan bir süreliğine ayrı kalmaktır. Bir kabristan gibi daima ölümü hatırlatır bize ve bizi daha çabuk olgunlaştırır.

 

Bayramlarıysa hiç anmayalım. Milletin en sevinçli günü sizin en buruk gününüze dönüşür. Apartmandaki çocuk sesleri, trafikteki yoğunluk, gecenin bir yarısı çalan telefon ya da yavrunuzun bayramlığı her ne kadar memleketteymişsiniz gibi hissettirse de, hepsi anlık şeylerdir. O yüzden her bayram sabahı, Barış Manço’nun “Bugün bayram, erken kalkın çocuklar” şarkısını açıp dinlerim… Çocukluğumuzdaki gibi… Anlık da olsa memleketin dağlarına, tepelerine, ovalarına, bağlarına, meşesine, çamına, keçisine, kuzusuna; anlık da olsa şöyle bir selam verip gelecek kadar alıp götürür beni. Gurbet adamı her bulduğu fırsatta çocuklaştırır. Çocuk gibi duygusallaştırır.

 

Gurbet adama neler neler yaptırır, yaptırır da anlatmakla biter mi?

 

Sömürülen şey ülkenizse, savaşın. Sömürülen şey duygularınızsa, üstünde pek durmayın…



Bu yazı 2035 defa okunmuştur.

YORUMLAR

rahim öztürk
27-11-2014 19:58:00

Gurbetin güzellikleri ancak bu kadar anlatılır. Hicret in kazandırdıklarını bu dünyada tam göremeseniz bile, diğer alemde göreceğinizi umuyor ve diliyoruz...

YORUM YAZ



3 + 9 =

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
ÇOK OKUNAN HABERLER

Güney Kore denince akla ilk hangi marka geliyor?


SON YORUMLANANLAR HABERLER
YUKARI