Bugun...
Reklam
Reklam
Komşu teyze mi? Gazeteci mi?

F. Betül Salmanoğlu Kore'den Notlar
koredennotlar@gmail.com
facebook-paylas
 


Ufak bir dedikodu, tam bilinmeyen bir gerçek, düşüncesizce atılan bir iftira, yalan yanlış aktarılan bir bilgi bizi sadece yanıltmakla kalmaz, kimimizin hayatını mahveder, kimimizi ömür boyu hüsran içinde bırakır. Gazeteciliğin nedir ve ne değildir diye sorgulandığı günümüzde, gazeteciliğin dedikoducu bir komşu teyze olmaması gerektiğini hep acı tecrübelerle öğreniyoruz.

 

Peki, nedir gazetecilik? Aslında asil ve saygın olması gereken bu meslek, insana insan muamelesi yapmamayı meşru mu kılar? İnsanı haber değeri ölçüsüyle mi tartar? Peki sorumluluğu ne kadardır? Haberi sadece aktarmakla mı mükelleftir? Haberi araştırmak ve soruşturmak asli vazifesi değil midir? İyice araştırılmadan kamuoyuna sunulan haberler, kaç insanın hayatını altüst etmiştir?

 

Geçtiğimiz hafta 10. bölümü yayınlanan ‘Pinokyo’ dizisinin aklıma düşürdüğü sorular bunlar… Yalan söyleyince hıçkıran kızımız İn-ha ile, bir televizyon haberi yüzünden ailesi darmadağın olan oğlumuz Dal-po’nun haber muhabiri olmaya çalışmalarını konu alıyor dizi.

 

Yalan söyleyemeyen birinden muhabir olmaz dense de, aksini kanıtlamaya çalışan İn-ha rolünü üstlenen kadın başrol oyuncumuz, ‘Heirs’ dizisinden tanıdığımız şirin liseli Park Shin-hye. Bu dünyanın en yalancı ve en gaddar insanlarının gazeteciler olduğunu düşünen ama yolu muhabirlikle kesişen  Dal-po rolünü üstlenen erkek başrol oyuncumuz, ‘I Can Hear Your Voice’un sevilen oyuncusu Lee Jong-suk. Oyunculuklarıyla diziyi sevdirseler de ideal gazetecilik nedir ve nasıl olmalıdır derslerini alabileceğimiz keyifli ve mesaj dolu bir dizi zaten bu. Gazeteci olmaya çalışırken yavaş yavaş insanlıklarını mı kaybedecekler yoksa kendi çevreleri başta olmak üzere herkese boylarından büyük dersler mi verecekler hep birlikte seyredip göreceğiz.

Kendisini veya insanları kandırdığını düşündüğü an hıçkırma hastalığı, dahi senaristimizin bulduğu uydurma bir hastalık. Kore dizilerinin sevilen taraflarından biri de bu olsa gerek. Var olmayan bir hastalığı bile sanki varmışçasına ve insanlar bundan muzdaripmişçesine doğal bir şekilde göstermek. Böyle bir hastalık herkeste olsaydı hayat biraz daha yaşanır olur muydu acaba? Ya da gazeteciler biraz daha özel hayata değer verip, saygı duyarlar mıydı? Yoksa genelde yaptıkları gibi tam emin olmadıkları bir konuda düşüncesizce atıp tutarlar mıydı?

 

Dal-po’nun İn-ha’ya bağıra çağıra söylediği sözlerle bitirelim en iyisi;

“Pinokyo da gazeteciler de bilmeliydiler! İnsanların onların sözüne koşulsuz inandıklarını bilmeliydiler! Bu yüzden sözlerinin diğer insanlardan daha tehlikeli olduğunu bilmeliydiler. İşte bu yüzden dikkatli, daha dikkatli olmalıydılar. Bunu bilmemek onların en büyük hatası.”

 

Gazetenin; kelimelerin silaha dönüşebildiği, birkaç kelimeyle hayatların yerle bir edildiği bir şey değil de gerçeğe sadece gerçeğe ulaşılabilen bir şeye dönüşmesi ümit ve temennilerimle…



Bu yazı 3249 defa okunmuştur.

YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



7 + 2 =

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
ÇOK OKUNAN HABERLER

Güney Kore denince akla ilk hangi marka geliyor?


SON YORUMLANANLAR HABERLER
YUKARI