Bugun...
Reklam
Reklam
İki bayram bir yalnızlık

F. Betül Salmanoğlu Kore'den Notlar
koredennotlar@gmail.com
facebook-paylas
 


“Biz, hepimiz sadece kendimizi düşündüğümüz için yalnızız ve yalnız kalacağız.”

Benim gibi ilk aşkı Peyami Safa olanlar, bu cümleyi ‘Yalnızız’ kitabından belki hatırlarlar. Ahlaki değerlerin yok olmaya yüz tuttuğu bir dönemde, materyalist bir bakış açısıyla hayata bakmanın, eninde sonunda insanı yalnızlıkla başbaşa bırakacağını konu edinen bu roman, bir çok kitap aşığı için unutulmaz bir kitaptır. Bu kitabı aklıma düşüren ise, diziler vasıtasıyla Kore’nin üstünde gördüğüm koca karabulut : ‘Yalnızlık’

“Herkes yalnız burda, kimsenin kimsesi yok” diyemeyeceğim. Sonuçta tek başına yemek bile yenilmeyen bir toplum.(Gerçi bu da biraz yalnızlık fobisinden...) Fakat marketteki tek kişilik karpuz dilimleri her yanlarından geçişimde kulağıma fısıldıyorlar: “Tek kişilik! Tek kişilik! Burda her şey tek kişilik.(Biraz da bizden bahset!)”

Türkiye’ye nispeten yalnız yaşayanların sayısı azımsanamaz. Olgun yaşına rağmen hala evlenmemiş ya da evlenememiş insanlar... Okulu ya da iş yeri şehir dışında olanlar...Evlendiği halde hayatın yoğunluğu nedeniyle hiçbir akrabayla görüşmeyenler, arkadaş ya da sevgili edinmek için bir gruba katılma gereği duyanlar, hastaneye tek başına yatanlar, tek başına taburcu olanlar, tüm aile fertlerini yurt dışı eğitime gönderen maaşlılar, tek odada yaşayanlar, çamaşırlarını çamaşırhanede yıkayanlar...Ha! Bir de, ruh eşini arayanlar ve kendi ruhuna yabancı olanlar...

Dizilerde çokça rastlamışsınızdır cenazenin ardından dul ve yetimin tek başına kalma sahnesine... Her seyrettiğimde aklımın almadığı bu sahne, sizce bizde nasıl olur? En azından bir iki akraba çıkmaz mı yakından uzaktan? Hapse düşünce kimse mi gelmez ziyarete? Dışarıdakilere bir Allahın kulu sahip çıkmaz mı?  

Bizim oralarda akrabadan geçilmez. Dıdının dıdısıyla görüşür, dertleşirsiniz. Kimse tek dilim karpuz almaz evine. Çekirdek aile bile alır tam karpuzunu, yer bitirir iki güne. Bekara kız illa ki bulunur. İyi niyetli çöpçatanımız çoktur. Karışanımız soranımız da cabası. Birçok can sıkıcı şeyi, büyük ihtimalle içtenliğimizden, samimiyetimizden yaparız. “Ayıp olur, yük olurum.” kaygısı pek nadir görülür, Kore ile kıyas bile edilmez. Yeni ev, hasta ziyareti, bebek ziyareti, taziye, bayram, seyran, o da olmadı “uzun zaman oldu görüşmedik” derken bizde muhabbet sebebi bitmez.

“Kore de aynı böyleydi.” diyorlar. “Gitgide yalnızlaştık. Yan komşusunun kim olduğunu bilmeyen insanlar olduk.” Türkiye’nin de hep böyle kalmayacağı malum. İstanbul zaten birçok semtiyle yalnızlaşmanın sinyallerini veriyor bize. Tek dilimlik karpuzlar belki de çıkmıştır Avrupa yakasında...

Bayram bayram bu yalnızlık da nereden çıktı mı diyorsunuz? Esas yalnızlar bayramda hissederler yalnızlıklarını. Dost düşman kaynaşılan bugünlerde, bayramlaşacağınız bir kimseniz yoksa, işte o zaman gerçekten yalnız olduğunuzu anlarsınız. Kore’nin bayramıyla Türkiye’nin bayramının çakıştığı bu özel günlerde, sevdiklerinizle buluşup hasret gideriyorsunuzdur umarım. Yalnızsanız da depresyona girmeyin. Ruh eşinizi hala bulamadınız diye üzülmeyin. Bayram belki de en çok sizin için gelmiştir. Dışarı çıkıp birileriyle bayramlaşın diye... Hem insan ruh eşini bulsa neye yarar; kendi ruhuna yabancı olduktan sonra...

Bu hafta dizi yok mu diyenler için, ruh eşini arayan ama kendi ruhuna yabancı iki karakterin başrolde olduğu ‘끝에서 두번째 사랑/Sondan İkinci Aşk’ı tavsiye edebilirim. Yazarın bol bol ‘yalnızlık edebiyatı’ yaptığı dizinin, şiirsel anlatımını eminim içten bulacak, seveceksiniz. Şimdiden iyi seyirler...



Bu yazı 660 defa okunmuştur.

YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



5 + 9 =

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
ÇOK OKUNAN HABERLER

Güney Kore denince akla ilk hangi marka geliyor?


SON YORUMLANANLAR HABERLER
YUKARI