Bugun...
Reklam
Reklam
Güney Kore'de Türk'ün Türk ile imtihanı

F. Betül Salmanoğlu Kore'den Notlar
koredennotlar@gmail.com
facebook-paylas
 


15 yıl önce tam noel zamanı (25 Aralık öncesi) birkaç arkadaşla Myundong’daki büyük kiliseyi ziyarete gittik. İçeriyi şöyle bir dolandıktan sonra dışarıya meydana çıktık. Meydanın diğer ucunda Noel Baba kıyafeti giymiş uzun boylu bir adam ve çevresinde de onunla birlikte yürüyen yabancılar vardı. ‘Kilisenin bir aktivitesi falan herhalde.’ diye düşünmüş, çok da üzerinde durmamıştım. Noel Babanın biraz daha yaklaşmasıyla onun da bir yabancı olduğunu farkettik. Uzun boylu esmer bir adamdı. ‘Avrupa’dan grupla geldiler herhalde.’ dedik ve sonrasında keşif amaçlı meydanda dolaşmaya başladık. İçimizden biri Noel Babanın olduğu tarafa gitti. Biz diğer arkadaşlarla ‘Ne yapacak acaba?’ diye uzaktan izliyorduk. Noel babayla konuşmaya başlayan arkadaşı cesaretinden dolayı takdir ettik. Büyük ihtimal İngilizce anlaşıyorlardı. Birazdan yanımıza gelen arkadaşsa kıs kıs gülüyordu. Meğer Noel Baba Türkmüş! Buraya Antalya’dan gelmişler. Noel Babanın Antalya’da doğmuş olduğu rivayetine binaen, onun reklamını yaparak Antalya’yı tanıtıyorlarmış.

O günden sonra ne zaman Noel Baba görsem memleketten biri gelmiş gibi hissediyorum. Ne de olsa Noel Baba da bizim oralıymış: Antalyalı Noel Baba!

------------------------------------------------------

Öğrenciyken vize için Amerikan elçiliğine gitmiştim. Mülakat sırasında mülakatı yapan kişiyle İngilizce-Korece bir konuda birbirimizi anlayamayınca, “Dur ben sana bir Türk bulacağım.” dedi ve ayağa kalktı. ‘Şaka mı yapıyor?’ derken baktım adam ciddi ciddi arka tarafa geçti. ‘Stokta bir adet ellerinde kalmış Türk’ü mü getirecek acaba?’ diyerek son derece gerilmiş olan kendimi eğlendirip rahatlatmaya çalışırken, bir yandan da ‘Herhalde ben yanlış anladım.’ diye kendi kendimi ikna etmeye çalışıyordum. Gerçekten de arka taraftan kanlı canlı bir Türk çıkıp geldi. Hayal miydi gerçek miydi? Amerikan elçiliğinde bir Türk! Arada cam olmasa ‘Toprağım!’ deyip sarılabilirdim adamcağıza. Bozuk Türkçesiyle “Nasıl yardımcı olabilirim?” diyordu. Meseleyi anlattım. “Ben yardımcı olacağım inşallah, merak etmeyin!” dedi. O Amerikan aksanlı ‘inşallah’, içime öyle bir ferahlık verdi ki, tüm gerginliğim o an bitti gitti. Son derece güleryüzlü bir beyefendiydi. Türkiye’de pek bulunmadığı aşikardı. Nasıllarla dolu sorularıma kibarca cevap veriyordu. Annesi babası genç yaşta Amerika’ya taşınmışlardı. Kendisi de bu sebeple Amerikan vatandaşıydı. Ama hala Türk hissediyor ve Türkiye’yi çok seviyordu. Hızır gibi yetişen bu Türk’ün sayesinde o gün bana vizeyi verdiler. Biraz utanç verici olsa da, Kore’de Amerikan elçiliğinde Türkçe mülakat yapan ilk Türk olarak tarihe geçtim sanırım.

------------------------------------------------------

Eşime çocukların tekrar tekrar aynı masalı anlattırması gibi, zaman zaman anlattırdığım, yaklaşık 15 yıl önce, o, ta öğrenciyken eşimin arkadaşlarıyla başından geçen bir anısı var. Onun ağzından direkt aktarıyorum.

‘Kahve makinasının önünde kuyrukta sıradaydık. Önümüzde insanlar vardı. Sıra tam bize gelmişken kızın biri önümüze geçti ve makineye para attı. Biz üç arkadaş afalladık. Ben arkadaşlara dönüp “Kadına bak ya! Biz de sanki burda otobüs bekliyorduk!” deyince, kızcağız arkasına döndü ve gözlerini kocaman açarak bağırdı: "Ayyy inanmıyoruuum! Siz Türk müsünüz?"’

Kore’de bu yüzden hiçbir yerde Türkçe söylenmem, dedikodu yapmam. Yerin kulağı var ve her an her yerden bir Türk ya da Türkçe bilen biri çıkabilir.

------------------------------------------------------

Son olarak çocuklarımın Türk gördüklerindeki tepkilerinden bahsetmeden geçemeyeceğim. Orda burda özellikle turistik mekanlarda çevremizde Türkçe konuşan birine rastlarsak kulakları radar gibi olan çocuklar eteğimden çekiştirerek parmakla gösteriyorlar:

  • ANNE! ANNE BAK! TÜRK! TÜRKÇE KONUŞUYOR!
  • Evet yavrum farkettim, sakin ol...
  • ANNE! TÜRKÇE KONUŞUYOR AMA!
  • Evet yavrum, sakin, sakin...
  • ANNE KONUŞSANA, MERHABA DE!

 

80 milyonun hepsinin akrabamız olmadığını anlatmak biraz zaman alıyor tabii. Keşke çocuklar gibi ön yargısız ‘Merhaba!’ diyebilsek birbirimize...

 



Bu yazı 2117 defa okunmuştur.

YORUMLAR
2 Yorum

Aysel kocal
03-02-2018 06:16:00
Türkiye de izinde olduğum zamanlar...çok oldu bana rusça yada almanca boşnak rasladim.türkçe cevap verince komik oluyor. Teşekkürler sevgiler selamlar:))
sena
25-01-2018 23:15:00

Sizin yazınızı okurken yine Korede bir arkadaşımla metroda bir Türke rezil oluşumuz geldi aklıma....
Metroya bir Koreliyle birlikte bir yabancı girdi tam bizim vagona. Biz de şaşırdık aa yabancı var diye (Sanki biz de Korelilere yabancı değilmişiz gibi) Başladık nereli olduğunu tartışıyoz aramızda hararetli hararetli.Adama vampir gibi bembeyaz mı demedik,  burnuna bak Türk olsa Karadenizli olurdu kesin mi demedik neler neler.. 
Bi de yanındaki Koreli için de diyoruz ki havalara bak yabancı sevgili yapmış uçuyo diye ayy töbe bi daha dedikodu yaparsam ahahha şuan yine yaşadım o anı... Adamcağızı bi Fransız yaptık bi Amerikan yaptık en son İsrailliye de benzetince adam arkadan dönüp "Türküm yaa ben" demez mi?? Yer yarılsın istedik o an... Tabii en son  özür diledik falan ama büyük ders oldu bir daha ne Koreli ne de başka bir yabancı hakkında konuşmak mı? Asla ;)

YORUM YAZ



2 + 6 =

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY

Güney Kore denince akla ilk hangi marka geliyor?


SON YORUMLANANLAR HABERLER
YUKARI