Bugun...
Reklam
Reklam
Genç kızlar Kore Dizileri'nde ne buluyor?

F. Betül Salmanoğlu Kore'den Notlar
koredennotlar@gmail.com
facebook-paylas
 


Bu köşeye başladığımdan beri çevremdekilerin en çok sorduğu soru oldu bu soru. Genç kızlarımızın kendilerine direkt sorsanız, size yazılı metin halinde yüzlerce sebep sıralayabileceklerine eminim. Ama madem bana soruyorsunuz, naçizane kendi bakış açıma göre bir şeyler karalayayım buraya.

Dizilerin özelliklerinden bahsederek söze başlayacağımı zannediyorsanız yanılıyorsunuz. Hayran kesimin çoğunluğunu oluşturan genç kızlardan bahsedeceğim sizlere. Bu dizileri neden orta yada daha ileri yaşlar değil de genç kızların tercih ettiğinden… Sadece Türkiye’de değil, Malezya Endonezya gibi ülkelerin başı çektiği muhafazakar Pasifik ülkelerde ve hatta pek de muhafazakar sayılmayacak Amerika gibi batı ülkelerinde de hayranların çoğunluğunu genç kızlar oluşturmakta. (Vampirden zombiden ne kadar gına geldiyse artık…)

Genç kızlar Kore dizilerinde ne buluyor? Cevap basit aslında: Genç kızlar gerçek hayatta göremediğini ama görmek istediğini buluyor. Kısacası gerçek hayat utansın! Peki kızlarımızı dizilere hayran bırakacak kadar mı acınası gerçek hayat?

Gerçek hayatta fazla alkol almış bir kız tecavüze uğrar. Patronuna aşık olan genç kız, patron tarafından kullanılır, bir kenara atılır. Gerçek hayatta çirkin kız, güzel kalbinden dolayı 2 erkek tarafından deli gibi sevilmez. Gerçek hayatın genç kızlarına gelirsek…

Genç kızlar duygusaldır. Kalplerine dokunulmasını severler. Genç kızlar detaycıdır. Sizin küçük gördüğünüz şeyler büyüktür gözlerinde. Genç kızlar ilgiyi sever. İlgi sevgiye delildir çünkü. Genç kızlar iltifatı sever. Gerçi bir çift tatlı sözü kim sevmez ki? Genç kızlar zekidir. Meseleleri iyi kavrarlar. Derin düşünürler. Bir kelimeden bin mana çıkaranların dünyasında. Genç kızlar espriden anlar. Gülmeyi, neşelenmeyi isterler. Bu bir hayata bakış açısıdır zaten. Genç kızlar temizdir, saftır. Saf olanı çok uzaktan bile görür ve devamlı görmek isterler. Genç kızlar kaşiftir. Çok küçük yaşta keşfederler aklın ve kalbin güzellikten daha büyük bir 'hazine' olduğunu. (Delikanlıların aksine…)

Çevrenizde bir genç kız varsa -bu yeğeniniz olabilir, kızınız yada kız kardeşiniz olabilir- iyice bir bakın ona. Kendini dünyaya ve geleceğe nasıl hazırladığına bir bakın. Hassas ve kırılgan olmasına rağmen kendi ayakları üzerinde sağlam bir şekilde nasıl da durmaya çalışıyor, yakından bir bakın. Çevresinden ne bekliyor, kendisi için neler istiyor, kendisini bulmaya nasıl da uğraşıyor bir bakın. Bir güzel sözünüze nasıl aç, bir tatlı gülüşünüze nasıl muhtaç. Destek, teşvik, dayanak bekliyor belki sizden. Gücüne güç katmanızı, her daim yanında olmanızı bekliyor belki. Kim olduğunu anlamaya, çözmeye çalışıyor. Kadınlıktan önce birey olmaya hazırlıyor kendini. Karanlıkta kalmış dünyasına bir parça ışıkla kim gelirse içeri alacak.

Dizileri seyreden genç kızlar da aslında burada ikiye ayrılıyor. Biri seyrettiği diziyi dizi olarak kabul edenler, diğeriyse dizilerden kendine hülyalı bir dünya kuranlar…

Bu konuda abilere, babalara çok iş düşüyor. Genç kızların bu duygusal açlığını sevginizle kapatmaz, onlara uzak durursanız, sevgi dolu bir çift sözü esirgerseniz evin çiçeğinden, Kore dizilerindeki romantik sahnelerin dünyasından çıkaramazsınız genç kızımızı. Büyük bir özentiyle ilk iltifat aldıkları insanın peşine bir ömür sererler. Siz de dizinizi dövüp durursunuz bu kız davulcu da ne buldu yahu diye!

Amcalara, dayılara bile çok iş düşüyor. Ailesinin soldurmuş olduğu çiçeği belki siz desteğinizle tekrardan yaşatabileceksiniz. Bir gülen yüzünüzle, ‘Sen yapabilirsin!’ demenizle, belki de tanıdığınız en güçlü insanın doğuşuna şahitlik edeceksiniz.

Kocalara da çok iş düşüyor. Dizilerle yarışamazsınız. Asla da yarışamayacaksınız. Gerçek hayat acıdır. İşin içine pazar alışverişi ve çocuk bezi girdiğinde o romantik dünyanın duvarları yıkılır birden. Ama dizilerin de gerçek hayattan alıntı olduğunu ve kesitler sunduğunu unutmayın, unutturmayın. Gerçek dünyanın acısı olduğu kadar tatlısı olduğunu da hatırlayın ve hatırlatın.

*Bu yazıyı okuyan genç kızların yarısı kızacak bana. "Bizi ‘duygusal bir varlık’ olarak lanse edip,‘ezik’ görünmemizi sağladın." diyebilirler.

Ne zamandan beri duygusallık bir eziklik alameti oldu bilmiyorum. Ama bence duygusallık, zihinsel güç demektir. Ataerkil toplumun dayatmalarından kurtulun. Duygusal olmak gurur versin size... Duygusal olun; odun olacağınıza...  (Gene feminist damarım tuttu işte...)



Bu yazı 2537 defa okunmuştur.

YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



5 + 4 =

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
ÇOK OKUNAN HABERLER

Güney Kore denince akla ilk hangi marka geliyor?


SON YORUMLANANLAR HABERLER
YUKARI