Bugun...
Reklam
Reklam
Eski Türk filmlerini Koreliler çekseydi?

F. Betül Salmanoğlu Kore'den Notlar
koredennotlar@gmail.com
facebook-paylas
 


Aile dizilerine hayranım. Türkiye’de tüm aile gönül rahatlığıyla seyredilebilecek aile dizisi kaldı mı tam bilmiyorum ama nesli tükenmek üzere olan bu türe, -Allah’tan- Kore sahip çıkıyor da, her aile bireyiyle oturup seyredebileceğiniz bir diziyi hala kolayca bulabiliyorsunuz. Barış Manço’yu izler gibi 7’den 77’ye herkesi ekrana bağlayabilen bu dizilerin hem sıcak bir hikayesi oluyor, hem de güzel bir mesajı. 50’yi aşan bölümleriyle her karakter ailenizin bir ferdi haline geliyor. Kendi dünyanızı bir kenara bırakıp  onların dertleriyle dertleniyor, sevinçleriyle seviniyorsunuz. 

Biri bitmeden bir diğeri başlıyor bu dizilerin. Bağımlılık yapıyor. Ne olacağını olayların nasıl gelişeceğini bilseniz de sonuna kadar takip etmekten kendinizi alamıyorsunuz. Ayrıntılara bir demet güzellik serpiştirilmiş. Her bölümün içini açıp bakıyorsunuz ki yeterince tat alasınız. Güldürdüğü kadar ağlatan bu diziler aslında eski Türk filmleri tadında. Hepimizi içten kahkahasıyla büyüten Adile Naşit var ya hani, o çıkıyor bazen karşımıza. Bazen de hüzünlü bakışlarıyla bizi de gözyaşlarına boğan Munir Özkul’u görüyoruz. Sevilen karakterler evrenseldir. Özellikle kültürel yapısı bize çok benzeyen Güney Kore’nin aile dizilerinde Hulusi Kentmen’i bile görebilirsiniz.
Kültürel yapısı her ne kadar bize benzese de dini yapısı bizden tamamen farklı olan bu ülkenin dizilerine de doğal olarak aksetmiş bu mesele. Daha çok Hristyan ağırlıklı hissedilen bu havaya neredeyse her dizide rastlamak mümkün.  Bir yaşın üstünü hala tapınağa gidiyor gösterirken modern hayata ayak uydurmaya çalışan kesimi de kilisede gösteren bu diziler bazen de ortaya karışık bir şeyler sunuyorlar. Maksat sanırım her kesimden seyirciye ulaşmak... Hatta bir keresinde zor durumda kalan başrol oyuncusu “예수님! 부처님! 하나님! 알라신!” (Hz İsa! Buda! Tanrım! Allah tanrısı! )diye dua ederek bütün dinlerin gönlünü etmeye çalışmıştı.(Maalesef Kore’de hala Allah yerine kabede bir put olan Allah tanrısı diye bir tanrıya inandığımızı düşünen insanların sayısı az değil.) 

Bazen de dinin tam kendisini göremesek de ideolojik kısmını görebiliriz. Son çıkan aile dizilerinden ‘아이가 다섯/5 çocuklu’ dizisinde dramatik bir sahne vardı ki herkes tarafından görülmeye değer nadir sahnelerden olduğunu düşünüyorum. Türk filmlerinden alışık olduğumuz “Senin annen bir melekti yavrum” sahnesidir bu aslında. Baba ölümcül hastalıkla vefat eden karısının ardından, oğluna bu durumu açıklayacaktır. “Annen gökyüzü ülkesine uçtu yavrum.” der ilk önce. Bizde “Annen cennetin bir kuşu oldu yavrum” denildiği gibi... Buraya kadar benzeyen replikler 5-6 yaşındaki çocuğun sorularıyla bambaşka bir hal alır. 
Çocuk: Ben de gitmek istiyorum gökyüzü ülkesine. 

Baba: Her isteyen gidemez ki oraya. Oraya giden de bir daha gelmez.
Çocuk: Peki ben annemi bir daha göremeyecek miyim?
Baba: Hayır yavrum. Bir daha anneni göremeyeceğiz.
Çocuk (ısrarla): Annemi göremeyecek miyim?
Baba: Hayır yavrum. O artık hava oldu su oldu toprak oldu.

Çocuğun dört gözle beklediği cevap gelmez. Koskoca adam “O gökyüzü ülkesinde annenle buluşacağız.” cümlesini sakınır çocuktan. Eski Türk filmlerini yatın kalkın şükredin ki, budistler yazmamış. Cennet’te bile buluşamayanlar olsaydı daha kimbilir ne kadar acıklı olurdu Yeşilçam...

Ne şanslıyız ki bizde buluşma ile biten bir son var. O yüzden eski türk filmlerindeki mutlu sonlar gerçekten mutlu sondur. Çocuklar bilir ki, annelerine elbet kavuşacaklar. Bu teselli hem çocuğundur hem de seyircinin. Aile dizilerine olan hayranlığım böyle aykırı sahnelerle yara alsa da güzel ülkemde ailecek seyredilecek dizi çıkana kadar sanırım bu dizilere devam edeceğim.



Bu yazı 1447 defa okunmuştur.

YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



3 + 3 =

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
ÇOK OKUNAN HABERLER

Güney Kore denince akla ilk hangi marka geliyor?


SON YORUMLANANLAR HABERLER
YUKARI