Bugun...
Reklam
Reklam
Çağımızın Hastalığı

F. Betül Salmanoğlu Kore'den Notlar
koredennotlar@gmail.com
facebook-paylas
 


Kuş gribinden tutun da domuz gribine, vebadan koleraya, HIV’den( Türkiye çok kale almasa da) ebolaya kadar insan neslini tehdit eden, birçok virüs, birçok hastalık duyduk şimdiye kadar. Hepsi korkuttu bizi. Ölümden korktuk çünkü. Böyle süründüren ya da aniden götüren hastalıklı bir ölüm istemedik. Oysa 21. yüzyılın hastalığı olmaya aday öyle hastalıklar var ki, öldürmüyor diye şimdilik görmezden geliyoruz. Herkes kapısını kapatmış bu hastalıklara, varlığını kabullenmek onur kırıcı çünkü.

 

Hastalığın dozu her bireyde farklı farklı olsa da hiç kimsenin niyeti yok bu hastalıkların teşhisini koymaya. ‘A  ben de mi hastayim?’ diyenlere ‘Evet, sen de, ben de, o da -birazcık da olsa- hasta.’ diyebiliriz. Kıskançlık, bencillik, nankörlük, gamsızlık, tembellik vs … diye sayabileceğimiz onlarca kötü ahlaka sahip olduğu halde farkına varmama, kendi hatalarını görmeme hastalığı en başta olmak üzere… Takıntılarımız, fobilerimiz, aşırılıklarımız, saplantılarımız ve bütün kötü huylarımız birer hastalık belirtisi aslında.

 

İnsan fıtratı kendini tanıma serüveninde psikolojinin yardımını keşfettiğinden beri bu konulara eğilimli. Kore’de de şizofren bir yazarın bir psikyatristle yaşadığı aşk hikayesi olan “Sorun değil, aşk bu!” diye çevirebileceğimiz ( 괜찮아,사랑이야 ) dizisi, çok ilgi görünce, zaten konu sıkıntısı çeken senaristler için bir maden kaynağının keşfi gibi oldu bu dizi. Ondan sonra ardı ardına gelen dizilerde kişilik bozuklukları, psikolojik rahatsızlıklar işlenip duruyor.

Şu günlerde bu konuyu işleyen iki dizi var ki, konuları nerdeyse birbirinin aynısı. ‘Bu kadar benzerlik tesadüf olamaz.’ şeklinde söylentiler ortalıkta dolaşsa da şimdilik iki dizi de merakla takip ediliyor. Ekranlara daha önce çıkan ve bir adım önde olan “Kill Me, Heal Me”- “Öldür ya da İyileştir Beni”, 6 farklı karaktere sahip olan zengin bir adamın hikayesi. “Hyde,Jekyll and Me”- “Hyde, Jekyll ve Ben” ise iyi ve kötü karakterli, (bencil ve kahraman ruhlu) iki kişiliğe sahip olan zengin bir adamın hikayesi. Birçok seyircinin aklına “Konu mu kalmadı? Neden habire kişilik bozukluklarını işleyip duruyorlar?” gibi bir soru gelebilir. Koreli senaristlerimiz kıvrak zekalarıyla eski senaryoları yeniden servis edebilme imkanını bulmuşlarken bu fırsatı değerlendirmeseler olmazdı tabii ki. Hem kabul edelim şizoid- şizopital kişilik bozuklukları- obsesif kompulsif kişilik bozuklukları tam bilemediğimiz, ürktüğümüz ama bir o kadar da merak ettiğimiz bir dünya.

 

Sadece Kore değil belki bütün dünya bu hastalıkların tehdidiyle karşı karşıya. Akılla deliliğin arasındaki ince çizgi hiçbir devirde bu kadar incelmemiştir. Özellikle gelişmiş ülkelerin gelecek yıllardaki en büyük problemi olacak olan psikolojik rahatsızlıklar dizilerde sevimli bir halde gösterilse de, gerçek hayat bize acı taraflarını göstermekten çekinmeyecek. Yukarıda bahsettiğim gibi hepimiz birer hastayız aslında. Hepimizde yarım, hepimizde çarpık taraflar var.  Bu yüzden bu dizileri seyrederken de başkalarının hikayesi olarak bakmamak gerektiğini düşünüyorum. Nasıl kanser uzak bir ihtimal değilse, psikolojik hastalıklar da bizim için… Belki bu dizilerin katkısıyla bu hastalıklara üvey evlat muamelesi yapmayı bırakır, onlara sahip çıkar, içimizdeki aynaya alıcı gözle bakar ve dizideki kahramanlar gibi iyileşmenin yollarını ararız.

 



Bu yazı 2134 defa okunmuştur.

YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



6 + 2 =

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
ÇOK OKUNAN HABERLER

Güney Kore denince akla ilk hangi marka geliyor?


SON YORUMLANANLAR HABERLER
YUKARI