Bugun...
Reklam
Reklam
Bir doğa harikası: Jeju Adası

F. Betül Salmanoğlu Kore'den Notlar
koredennotlar@gmail.com
facebook-paylas
 


Bir geziden sizin yanınıza kar kalan genelde yorgunluk ve bir yığın fotoğraf olur. Üç kısa günlük Jeju Adası gezimizden bana kalansa bir çok güzel hatıra oldu. Şelalesi, mağarası, yeşil çay tarlaları, 1950 metrelik Hallasan yanardağı ve birbirinden güzel sahilleriyle hafızalardan kolay kolay silinmeyecek bir ada, Jeju Adası. Unesco’nun dünya kültür mirası listesine giren birçok güzelliğinin yanında, dünyanın yeni yedi doğa harikasından biri olan volkanik patlamalarla oluşmuş yarım adası ve sütunlu kıyıları görülmeye değer.

Varlıklı insanların bile yurtdışına çıkış izni verilmediği  yıllarda tatile ve balayına Jeju Adası’na gelmeye başlayan Güney Kore halkı, bu adetini günümüze kadar devam ettirmiş. Şimdilerde her kesimden insanın geldiği ada, doğal güzelliğinin yanısıra yapay aktivitelerle de donatılmış durumda. Sinema müzesi, oyuncak ayı müzesi, uzay müzesi, çikolata müzesi, cam müzesi, Afrika müzesi bunlardan sadece birkaçı.

Jeju Adası vize sorunu yaşamayan çinli turistler tarafından kuşatılmış gibi dursa da, hala bir çok sahili ıssız ve tenha.  Ada deyince benim gibi Heybeli Ada tarzında küçük bir şey bekleyenler, adanın büyüklüğü karşısında şaşırabilirler. Araba ya da bisikletle çok rahat dolaşılabilen adamız Seul’ün nerdeyse iki katı. Bir ucundan diğer ucuna gitmekse arabayla iki saatten fazla sürüyor.

Jeju Adası hakkında kime ne sorsak hep aynı cevabı aldık. Herkes ezberlemiş gibi Jeju’da üç şey çoktur dedi: Taş, kadın ve rüzgar. Adanın nerdeyse hemen her karışında rastlanması mümkün olan bu siyah volkanik taşlar adanın bir simgesi haline gelmiş. Kadınlarınsa denize açılıp da dönemeyen erkekler yüzünden sayıları arttıkça artmış. Hatta o sıra bir erkeğin 3 ya da 4 kadınla evlenmesi normal karşılanmış. Erkeğin değerinin arttığı bu dönemde dalgıçlık kadınlara kalmış ve kadın dalgıçlar da Jeju adası denince akla ilk gelen şeylerden biri olmuş. Yüzümüzü her fırsatta yalayan serin rüzgar ise bize arkadaş oldu ve her daim Jeju Adası’nda olduğumuzu hatırlatıp durdu.

Jeju Adası’na kolay kolay yolu düşmeyecekler için yeni çıkan bir diziyi tavsiye edebilirim. 맨도롱 또똣(Sıcak ve rahat). Jeju Adası’nın doğal güzelliklerini bu dizi aracılığıyla temaşa edebilirsiniz. İnternet sitelerinde ‘Warm and Cozy’ diye çevirilen dizinin adı aslında Korece değil. Jeju Adası’nın yerel dili olan bu dil, Moğolcadan çok fazla kelime aldığı için Koreceden epey farklı. Ada halkı kendi aralarında konuştuklarında Güney Koreliler neredeyse hiçbir şey anlamıyor. Azerice ve Türkçe’de olduğu gibi bazı kelimeler farklı yerlerde kullanılıyor. Seul’de uzun yıllar kaldığımı duyan yerli halktan biri ‘Demek Seul’e gömüldün!’ diyerek şaşkınlığını ifade etti. Gömülmek kelimesini taşınmak manasında kullandıklarını iyi ki bir gün önce öğrenmiştim. Yoksa gömülmek ifadesi ürkütücü olabilirdi.

Memleketine aşık her insanın yapabileceği klasik yorumlarla tamamladık gezimizi. Kıyıya sert vuran bir dalga birisine Karadeniz’in güzelliklerini hatırlatırken bir başkası buğulu gözlerle ve hasret dolu sözlerle İstanbul’u yad etti. Bir diğeri ‘Bu çiçekler, bizim oralarda da var.’ dedi. Doyduğumuz yerin her güzelliği doğduğumuz yerin güzelliklerini anmamıza sebep oldu. Nereye giderse gitsin, hangi diyara uçarsa uçsun; bülbülün altın kafesteki malum mahpusluğu aynı neticeyi veriyor ve o ‘Yine de vatanım.’ diyor, ‘Yine de vatanım.’ diyor. Sanırım hep de ‘Vatanım!’ diyecek.



Bu yazı 2211 defa okunmuştur.

YORUMLAR
2 Yorum

Sengul Ozturk
27-05-2015 18:50:00

Cok degisik yer ve ulkeler gormeme ragmen...EVET VATANIM...ve EVET ISTANBUL....

ümmiye yildirim
27-05-2015 13:47:00

Cok guzel methini hep duyuyoruz bigili arkadaslardan karadeniz asigi olarak simdi daha cok gitmek istedim nasip olur insallah..

YORUM YAZ



2 + 7 =

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
ÇOK OKUNAN HABERLER

Güney Kore denince akla ilk hangi marka geliyor?


SON YORUMLANANLAR HABERLER
YUKARI