Bugun...
Reklam
Reklam
Benim yel değirmenim, Seul Metrosu

F. Betül Salmanoğlu Kore'den Notlar
koredennotlar@gmail.com
facebook-paylas
 


Seul’ün neredeyse her şeyine alıştım. Hiçbir şey korkutmuyor gözümü. Yabancılamıyor, yadırgamıyorum. Hiçbir sokağında “Ben buranın yabancısıyım kardeş!” diye başlayan cümlelerle kimselere yol sormuyorum. Fakat “Her şeyine alıştım galiba.” dediğim vakit, Don Kişot’un karşısına çıkan devasa yel değirmeni gibi bir şey çıkıyor karşıma: Seul Metrosu.

Makinelerle aram hiçbir zaman iyi olmadı. Sırf ben elime aldım diye kısa devre yapanlar, sistemi çökenler, bozulanlar… Herkese cömertçe çıktısını verirken beni görünce asabileşen yazıcılar bile gördüm ben. Metronun da bir makine olduğunu söylememe gerek yok sanırım. Yıldızlarımızın uyuşmayacağı başından beri belliydi zaten. Ama ben inatla kendisini kullanmaya devam ettim. Kendinizi birden fazla gitmek istediğiniz mesafenin tam tersi yönünde bulunca birazcık da olsa anlıyorsunuz, sorunun sadece yıldızlarla alakalı olmadığını.

7914435768_f4feeb29dd_z
Seul Metrosu'ndan bir kesit

Benim için ‘karabasan, çözülmesi zor havuz problemi, yüz vermeyen nazlı yar’ oluverdi bu zaman diliminde metro. Zamanla (her kayboluşumda) ben de soğudum kendisinden. O karman çorman haritasına bakmak bile başımı döndürür, midemi bulandırır oldu. Kendi acizliğimi, zavallılığımı yüzüme haykırıyordu sanki yumağa dönmüş hatlarıyla.

Hele ki o gizli kast sistemi yok mu? Yaşlısı, gazisi, hamilesi ve engellisi otursun diye yapılan yerlerin dışında kalan alana oturanların tapulu varisleri gibi davranmaları ve bu dörtlüyü görmezden gelmeleri beni hep çılgına çevirdi. Gerçi Türkiye’de de uyuma taklidi yapanların sayısının arttığını duyunca ister istemez başka bir ülkeyi eleştirmeye hakkım olmadığını kabul etmeliyim. O yüzden burada insanları özellikle de Güney Kore’nin ‘deli’kanlıları acumma(teyze)ları eleştirmemeye karar verdim. Onların yer kapmak için havada uçan çantalarından ve boksör dirseklerinden Kore halkı da çok çektiği için, bu eleştiri hakkını kendilerine devrediyorum.

Uzun bir süre özellikle de akşam saatleri hayatından bezmiş (bir hayli de alkollü) bir dolu insanla vagon vagon bir yerlere gitmektense toplu taşıma aracı olarak otobüs ve taksiyi tercih etmiştim.  Birkaç yıl önce metroda intiharların artması hasebiyle metroya camdan duvar sistemi getirdiler. İsteyen istediği zaman metronun önüne atmasın kendini diye. Metronun havası birden bire değişmiş oldu gözümde. O camdan duvarlara ünlü şairlerin şiirlerini yazdılar. Don kişot’un yel değirmeni birdenbire oldu mu bana edebiyat dergisi?

 

KakaoTalk_20160416_210534192
Camlara asılan şiirlerden bir örnek

Geçen aylarda 7.hatta yapılan üç boyutlu fotoğraf kaplamalı metro ise metroya olan önyargılarımı biraz daha bertaraf edecek gibi duruyor. Sanat galerisine dönüşen metro, biner binmez insanın içini açıyor. Yer altı çirkinliği diye en başta sayılabilecekken yer altı güzelliklerine eklesek mi diye insanı düşüncelere salıyor.

Biraz da benim yaşadığım gerçeklerden farklı olarak, bilmeniz gereken gerçeklerden bahsedelim. Seul metrosu dünyanın en iyi ilk onu arasında... 18 hattı var. Günde 10 milyona yakın insan taşıyor. Vagonların daha sıcak ve daha soğuk olanını seçebiliyorsunuz. Böylece yazın klima çarpması sendromu yaşamıyorsunuz. Oturduğunuz koltuklarda ısıtma sistemi var. İstemediğiniz kadar ısınıyorsunuz... Yolunuzu kaybettiyseniz bir metro durağı kurtarıcınız olabilir, sizi evinize kadar götürebilir. Trafiğin yoğun olduğu zamanlarda metro tek seçeneğiniz. Vakit kaybı yaşamadan, dakikası dakikasına hesap kitap yaparak yola çıkabileceğiniz en güvenli toplu taşıma aracı. Yabancıysanız Seul’deki bir Koreliyle en yakınlaşabileceğiniz yer burası. Sardalya konservesindeki balıklar gibi kardeş kardeş biniyorsunuz. Yabancıysanız sokaktaki bakışlardan daha fazla bakışın üstünüzde gezindiğini hissedeceksiniz ama bir süre sonra alışırsınız. (Ya da alışmazsınız:)  Yaşlı, gazi, hamile veya engelliyseniz ve size ayrılmış bölümde yer varsa sizden iyisi yok. Ama orda da yer kalmamışsa vay halinize... Bir insaflı kulla illa ki karşılaşırsınız. (Ya da karşılaşmazsınız...)

Siz yine de Seul’e yolunuz düşerse Don Kişot gibi yalnız çıkmayın karşısına. Bir bilenle binin. Ne olur ne olmaz. Şimdiden kolay gele!



Bu yazı 1144 defa okunmuştur.

YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



2 + 5 =

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
ÇOK OKUNAN HABERLER

Güney Kore denince akla ilk hangi marka geliyor?


SON YORUMLANANLAR HABERLER
YUKARI