Bugun...
Reklam
Reklam
Aile Arasında Olur Mu Öyle Şey?

F. Betül Salmanoğlu Kore'den Notlar
koredennotlar@gmail.com
facebook-paylas
 


Baba candır. O, her dönemeçte, başımızı her geriye çevirişimizde ordadır. Kimsenin arkada kalmadığını düşündüğümüz anda fark ederiz ki o hala orda çaktırmadan oyalanmaktadır. Bir gözüyle başka bir iş yapar ama diğer gözüyle de bizi izliyordur. Köşeyi, düşmeden çarpmadan yuvarlanmadan dönebilecek miyiz diye içten içe bir kaygı taşır yüreğinde. Baba evlatları için canını vermekten çekinmez. Yemez yedirir, giymez giydirir. Maddi manevi her türlü desteği verir. Bugünlerde bu naif baba figürünü çok iyi yansıtan bir dizi var. ‘Aile arasında olur mu öyle şey?’ diye çevirebileceğimiz dizinin babası bu anlattıklarıma harfiyen uyan, eşi benzeri bulunmaz babacan bir baba. Fakat bir gün bu fedakâr baba dünyaya duygusuz ve bencil üç canavar getirdiğini kafasına tokmak inmişçesine fark eder. Peki, artık ne yapabilir ki?

 

Sevilen dizi, ‘Gu Ailesi’nin Sırrı’nın da senaristliğini yapmış olan Kang Eun-kyung epey bir kafa yormuş olmalı ki, ortaya çok orjinal bir çözüm sunuyor. Babamız, ortalama yaşları 30 olan çocuklarına dava açar. Hem de 20 yaşından itibaren onlar için yaptığı masrafları geri ödemelerini mahkeme kararıyla talep eder. Babanın bu kesin kararı en yakınları tarafından sert tepkiyle karşılanır, yoğun eleştiri bombardımanına maruz kalır. “Allah aşkına biz yanlış ne yaptık?!” diye bağırır en küçük oğlu. “Yanlış işte burada.” der baba.Ve vurucu cümle gelir hemen ardından: “Ne yanlış yaptığınızı bilmemeniz en büyük yanlışınız.”

 

 

Kore dizilerinin özellikle ülkemiz tarafından beğeniyle izlenmesinin sebeplerini düşünüyorum uzun süredir. Korelilerin her işlerinde olduğu gibi dizi sektöründe de işlerine özen göstermeleri, baştan savmadan işlerinin hakkını vermeleri tabii ki bu başarılarının temelini oluşturuyor. Ama bir şey var ki, bizim gibi hala aile bağları olmadan yaşayamayan ülkeleri şah damarından yakalıyor: Aile. Aile konusu işle işle bitmez derin bir konu. Fakat aile bağlarını, o kopma kıvamına gelse de sil baştan hiçbir şey olmamış gibi devam edebilmeyi, o fıtri havayı verebilmek de her babayiğit dizinin harcı değil.

 

Böyle elli bölümlük dizilerin hiç sıkmadan bunaltmadan detaylarla bizi mest etmesi büyük bir marifet aslında. Seyrederken o ailenin bir ferdiymiş gibi hissettirmesi Kore ile Türkiye’nin aile yapılarının birbirine benzemesinden de kaynaklanıyor olabilir.

 

Verdiğim kısa bilgiyle dizideki babamızın aşırıya kaçtığını düşünüp de, aile arasında olur mu öyle şey demeyin ne olur. Son arzusu şükretmeyi bilmeyen çocuklarına miras değil insanlık bırakmak olan bir babanın çırpınışı bu dizi… Henüz bitmeyen dizimize bize bir kere daha baba sevgisini baba değerini hatırlattığı için teşekkür ediyor, başarılarının devamını diliyorum.



Bu yazı 3906 defa okunmuştur.

YORUMLAR
3 Yorum

Rukiye
02-02-2015 15:15:00

Keske butun aile buyukleri kendi cocuklarina miras degil, insan olmayi birakabilse...Ne guzel bir dunya olurdu yasadigimiz yerkure...

kazım recep akınak
14-11-2014 21:44:00

İYİ GÜZELDE NEDEN EN SON BABALAR DUYAR BÜTÜN DÜNYADA? AİLE KAVRAMINI HERKES BENİMSER, FAKAT ÇÖZÜLMELER DEVAM EDİYOR.. BU DİZİLER UMARIM UYARICI OLUR.

hatice baris
14-11-2014 19:22:00

Babami hatirlattiginiz icin cok tesekkur ederim.kaleminize saglik

YORUM YAZ



3 + 7 =

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
ÇOK OKUNAN HABERLER

Güney Kore denince akla ilk hangi marka geliyor?


SON YORUMLANANLAR HABERLER
YUKARI