Bugun...
Reklam
Reklam
75 Yıl Değil 175 Yıl Geçse de...

F. Betül Salmanoğlu Kore'den Notlar
koredennotlar@gmail.com
facebook-paylas
 


Gurbet gibi evlilik için de "İlk yılı hele bir atlat!" derler. İlk yıl kimisine göre zor, kimisine göre balayı gibi geçer. Bizim kültürümüzde aynı çatı altında hiç yaşamamış iki insanın birlikte yaşamaya karar vermesidir evlilik. Oda arkadaşlığına veya ev arkadaşlığına benzemez. Beklentiler ilk günden başlar.

Bazen doksanına merdiven dayamış eli bastonlu bir nine gibi nasihat dağıtmak istiyorum etrafıma. Titreyen sesimle “Beklentiye girmeyin evlatlarım! Beklenti sizi yer bitirir. Beklentiye girmeyin!” demek istiyorum. En güzel evliliği yapmış, hiçbir problemle karşılaşmamış gibi böyle pervasız nasihat verilir mi emin değilim. Ama orda bir yerlerde mükemmel evlilik diye bir şey olamayacağını iyi bilen biri olarak, biraz da ukalaca, yeni evlilerle tecrübelerimi paylaşamaz mıyım? Ya da birçok evli çift için klişe ama yeni evliler için altın nasihat hükmüne geçecek şeyler söyleyemez miyim?

Önce mükemmel evlilik kavramını kafada netleştirelim: Mükemmel evlilik yoktur. Çünkü mükemmel insan yoktur. İnanın eşinize ne kadar sabrediyorsanız o da size o kadar sabrediyordur. Aslında çocuk eğitiminde olduğu gibi önce fıtratı ve fıtratın gerektirdiği şeylerin ne olduğunu öğrenmek gerekiyor. Mesela kadınların daha çok konuştuğunu ya da daha çok alışveriş sevdiğini kabul edelim. Eğer eşinizin bu yönünü eleştirecekseniz önce iyi bir düşünün. Fıtratı mı eleştiriyorsunuz yoksa eşinizin bir huyunu mu?

Haddim olmayarak klişe nasihatlerimi paylaşıyorum: Erkekler için

Eşinizi eleştirmeyin. Mesele illa ki hakarete dayanır. Eşinizi kıyaslamayın. Her kadın bambaşka bir dünyadır. Daha çok paylaşın. Daha çok konuşun. Daha çok dinleyin. “Göz teması insanı öldürmez” bunu bir yere not edin. Birlikte daha çok vakit geçirin.

Jestler, sürprizler, "hediyeler", maddiyatla alakalı değildir. Hediye paketine harcadığınız ‘zaman’ bile eşinizin gönlünü fethedebilir. Hediyeler için özel günleri beklemeseniz... Gerçi birçok kadın buna bile razıdır ya! 

Kelimelerin arkasındaki manaları keşfetmeye çalışın. Kadınlar demek istediklerini direkt söylemezler. Kavga eden bir kadın aslında sadece konuşmak isteyen bir kadındır. Problemi halletmek ister. Kadınlar kelimeleri severler. Kelimelerle biraz pratik yapın ve gönül nasıl alınır ayna karşısında çalışın. Çiçeklerin bu konuda şaşırtıcı etkileri vardır.

Kadınlar için

Biraz daha az konuşun. Detaya girmeden anlatırsanız eşiniz size çok minnettar kalacaktır.

Eşinizi kimseyle kıyaslamayın.“Erkeklik gururu” diye bir şey duydunuz mu? Öyle bir şey gerçekten var. O yüzden ona sakın dokunmayın. Kelimelere çok fazla takılmayın. Erkekler bazen düşünmeden konuşurlar. "Öyle demek istemedikleri şeyler" söyleyebilirler.

Kavga ederken susan, küs gibi duran erkeği, kadın fıtratı kolay kolay anlayamaz. Erkeğin susması problem çözme eksenlidir. Konuşursa kavganın uzamasından korkar. Bırakın da sussun. Siz de sakinleştikten sonra derdinizi anlatırsınız. Benimle konuşmuyor diye paralamayın kendinizi.

Geçmişi sandıklara saklayıp da biriktirmeyin. Sakladıklarınızı her gün çıkarıp da çarşaf çarşaf ortaya sermeyin. Ailesine laf söylemeyin. Söyleyecekseniz de kulaklarında kulaklık varken…Beklentileri de biraz aşağı çekersek hayat güllük gülistanlık olur. Nihayetinde bu da bir kapasite konusu, bir yere kadar yani... :)

Her evlilik farklı farklıdır. İşin aslı her evliliğe verilecek nasihat da bir değil. Yeni evlenenler keşke uyanık olsalar ve eşlerini iyi tanısalar, ona göre davransalar. Daha da önemlisi kendilerini iyi tanısalar ve eşlerine kendilerini iyi anlatsalar. Akıllı insan fedakârlıkta bulunur. Bir ömür değil, iki cihanda da eşiniz olacak bir insanla evlendiyseniz; evliliği savaş alanına çevirmez, akıl oyunlarına ihtiyaç duymazsınız. Bir mücadele yeri değildir evlilik. Kendinizi, eşinizi ve çocuklarınızı yetiştirmeniz, geliştirmeniz için kaydolduğunuz bir okuldur aslında.

Şu günlerde sinemalarda ilginç bir belgesel filmi var. Kore halkı diğer filmlere tanıdığı fırsatı, belgesellere de tanıdığı için seyirci bulmakta zorlanmıyor bu film:

75 yıllık kocasının Alzheimer’e yakalandığını anlayan ninenin, hala gözünün bebeğinden sakındığı kocasına tek uyarısı vardır. “Bey! Sakın ola şu nehri geçeyim deme!” Film adını burdan almış. Çekimleri üç sene sürmüş bu filmde, gerçek bir aşk hikayesine şahitlik ediyoruz. Sevimli ihtiyar çiftimiz, mevsimine uygun giydikleri geleneksel Kore kıyafetleriyle (hem de couple hanbok) içimizi ısıtırken, gözlerimizde de yaş bırakmıyor. Bize emek ve fedakarlık hakkında çok anlamlı dersler veriyor.

Bazen her şeyin bittiğini söylüyor evli çiftler. Ne kolay diyorlar “Her şey bitti” diye… Halbuki evlilik öyle kerametli bir şeydir ki, yandı-bitti-kül oldu dendiği an, kendi küllerinden yeniden doğar. Keşke hepimiz narin bir çiçek gibi evliliğimizi her gün sulasak… Nazlı bir çocuk gibi ona gerekli hassasiyeti ve itinayı gösterebilsek… Her yeni günün, yeni bir gün olduğunu idrak ederek yeniden başlasak güne, ilk gün gibi…Sil baştan yapmayı öğrenebilsek, pes etmeyi lügatlerden silsek…Denemek sıradanlaşsa… Bir problemle karşılaşınca da önce bizi Yaradan’a döksek içimizi. Eşimizi önce O’na şikayet etsek ve O’ndan yalvararak istesek bir cevap göndermesini…

Huzurlu bir yuva, huzurlu bireylerden oluşur. Öldükten sonra değil, yaşarken huzura kavuşabilmek esas mesele… 75 yıl değil 175 yıl geçse de, balayınızın ve aile saadetinizin ömür boyu sürmesi temennilerimle… 

 HaberKore ailesi olarak yeni yılınızı da tebrik eder, size ve sevdiklerinize sanat dolu, güzel bir yıl dileriz.



Bu yazı 1961 defa okunmuştur.

YORUMLAR
3 Yorum

Bekle
05-01-2015 17:18:00

Beklentisizlik.. butün sir orda..

sengul ozturk
02-01-2015 03:06:00
Güzel bir yazı...Allah sabreden,şükredenlerden eylesin..Fıtrat tabii ki önemli ama maalesef o erkekleri biz hanımlar yetiştiriyoruz...Daha bir dikkat, daha bir anlayış, daha bir sabır dualarımla...
cok bilmis
01-01-2015 17:06:00
Günümüz için zor bir konu... tavsiyeler teoride güzel, pratikte zor. belki de bu yüzden 10 yili bile bulmuyor evlilikler artik. Aslinda eskiden de beklentisiz insan yokmuş bekledikleri mercii başkaymis. Denize atarlarmis çünkü onlar, balik bilmezse bilenin oldugunu bilir vazifelerinden o yapmiyor diye geri durmazlarmis. Sunger cekermis kadinlar niye hep ben demeden cunku bilirlermis erkeklerin herseyi kolay unuttugunu. Sungerese kendilerinin ihtiyaci oldugunu. Gururum ne olcak demezlermis bilirlermis hak yolcusunun gurura ihtiyaci olmadigini. Kadin erkek bizlerinde bilmesi dilegiyle Not : feministler ssss bu konu esitlik degil adalet isteyenler arasinda ebedi hayatta.

YORUM YAZ



1 + 8 =

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
ÇOK OKUNAN HABERLER

Güney Kore denince akla ilk hangi marka geliyor?


SON YORUMLANANLAR HABERLER
YUKARI