Bugun...
Reklam
Reklam
Güney Kore'de taksici olmak

Ahmet Erkam Görmemiş Kore Gezgini
ahmeterkam@hotmail.com
facebook-paylas
 


Ne derler, mahallenin nabzını berberden kontrol et, şehrin nabzını taksi şoföründen kontrol et. 8 yılımı berberliğe verdiğim için bu atasözünün ilk kısmı kesinlikle doğrudur. Tüm mahalle bizden sorulurdu herşeyi bilirdik. Çünkü gelen her müşteri ile en az 1 saat konuşma durumunda kalıyorduk. Atasözünün ikinci kısmını, öğrenci halimizle Ankara’da iken çok fazla taksiye binen birisi olmadığım için hiç test etme durumu olmamıştı. Ta ki Guney Kore’ye gelene kadar.

Gündüz Seul’de araçla park sorunu olduğu için mutlaka her gün taksiye binme durumum oluyor. Abartmış olmayayım ama, Seul’de taksi şoförleri ile yaptığım sohbetlerden kitap yazılsaydı cidden sağlam bir kitap yazılırdı sanırım. Az mı kurtarmadık şoförlerle memleketi. Hele geleli 13 yıl olmuş, uzun mesafede şoförle sohbet bir anda koyulaşıyor.

Güney Kore’de taksiler iki çeşittir; Siyahlar ve diğerleri. Siyah renkli taksiye binmeyin derim ben, çünkü çok pahalı. Tamam araç büyük, geniş, güvenli ve ferah ama çok pahalı olunca soru işareti oluyor netekim. Siyah taksi şoförü olmak için normal taksi ile en az 10 yıl kazasız direksiyon sallamak gerekiyor. Bu nedenle siyah taksi şoförleri çok güvenli şekilde araç kullanırlar. Bundan emin olabilirsiniz. Diğer taksiler fiyat olarak aynıdır.

Seul’de taksi şoförlüğünü yıllardan beri yapan da var ama, çalıştığı işinden emekli olduktan sonra yapacak birşey bulamayıp, boş duracağıma hiç olmassa taksi şoförlüğü yapayım diyenlerin sayısı da çoktur. Emekliler için konuşursak, hiç kimse emekli oldum artık keyfime bakayım demez, direk çalışacak bir yeri yoksa alır eline direksiyonu. Çünkü bilirki işleyen demir ışıldar. (Korecesi: 꼬이는 물이 석기 마련이다) Bu arada, bizim emeklilerin bir kısmına verilmek istenen mesaj alındı değil mi?

Taksiye ilk bindiğimde yıllardanberi yaşadığım şeydir, gideceğim yeri Korece söyleyince şoför hemen şaşırır. Çünkü Güney Kore’de yabancının, yani yüzü farklı olanın Korece konuşması beklenmez. Dili bildiğimi görünce hemen bir klasik haline gelmiş olan “Koreceyi ne güzel konuşuyorsunuz!” sözünü duyarım. Buna mukabil ardından klasik cevabımdır: “Geleli çooooooook oldu şoför bey, tam 13 yıl oldu” Hemen ardından Korece rahat iletişimi görüp rahatlayan şoför bey sorularına hız verir, “Nerelisin?” Ben kolay kolay şak diye Türkiye demem, ama ipucu olarak kardeş ülke deyince 10 kişinin 9’u hemen Türkiye, İstanbul, Ankara diye devam eder gülümseyerek. Kore Savaşı der, teşekkür eder, ben de ordan yine dedelerimizin bize verdiği krediyi hatırlarım. Sorular daha da hız kazanır dediğim gibi, “Korede yaşamaktan memnunmuşun?” “Ne iş yapıyorsun, evlimisin?” “Nerede yaşıyorsun?” vs vs vs. Çünkü bilirki, hemen inme ihtimalim var. Eğer ki mesafe uzunsa genelde memleket meselelerine gireriz. Politika, ekonomi, Kore toplumu, Kore gençliğinin hali diye uzar gider. Dediğim gibi, inmeden önce kesinlikle Kore’yi içindeki bulunduğu durumdan kurtarırız beraber şoför beyle. O da güzel sohbet için bana teşekkür eder, vedalaşır ve inerim.

Tabi ki bütün şoförler mükemmeldir diyemem, ama geneli naziktir. Hele Korece biliyorsanız herşey çok daha kolaylaşır. Daha fazla para almak için beni dolaştıran taksi şoförüne hala rast gelmedim. Buradan da mesajı İstanbul’daki taksi şoförlerinin bir kısmına gönderiyorum, özellikle Sultan Ahmet’tekilere. Güney Kore’dekiler dürüstdürler o kadarcık paraya tenezzül etmezler. En fazla, sizi hemen indirip başka müşteri alma telaşındadırlar. Yani lafın özü, Seul’e geldiğinizde gönül rahatlığı ile taksilere binebilirsiniz.

 

Bu konuda tek bir uyarıda bulunabilirim, çok aşırı acele bir işiniz varsa şoförü çok yaşlı olan taksilere binmemeye dikkat edin. Çünkü özellikle yaşlı şoförler, yolda şerit değiştirmede biraz muhafazakardırlar. Beklerler ve çok sabırlıdırlar.  Ama sizde sabır yoksa, kızmayın, başka taksiye binin derim netekim.

Duygusal anlarda olabiliyor bazen taksilerde. Özellikle Kore Savaşı’nda(1950-1953) çocuk yaşta olan şoförlere Türkiye deyince gözleri yaşlananlar çok olmuştur. Ama gözyaşı dökülmesin diye kendisini çok zorlar. Artık bu değerli şoförleri de 2010’dan sonra çok görememeye başladım. Malum yıllar geçiyor, insan güçten düşünde evden de çıkamıyor ve değerli anılar hatıralar kendisinde saklı kalıyor. Kim bilir, çoğu da diğer dünyaya göç etmiştir belki.

Siz de Güney Kore’ye gelip taksiye bindiğinizde “Türkiye’den geldim” deyince bir anda şoför ‘Üsküdar’a Gider İken’ şarkısını söylemeye başlarsa, şaşırmayın derim netekim 

Bir başka yazıda buluşmak dileği ile.

Seul - Nonhyeondong caddelerinden selamlarımla…

 



Bu yazı 1532 defa okunmuştur.

YORUMLAR

Erhan Atay
22-08-2015 04:31:00
Bir keresinde 93 yaşında bir taksi şoförüne rastlamıştım Seul'de. Neden evde dinlenmiyorsun diye sorunca ne yapayım ölmeyi mi bekleyim demişti.ölene kadar ekmeğimi yoldan çıkaracağım diye devam etmişti. Bir seferinde bindiğim taksici buradan binerseniz yolunuzu 3 kilometro uzatırsınız. Yolun karşısından binin diyerek beni arkadaşına yönlendirmişti. Siyah taksiciler adeta profesyoneldir. 10 yıl hiç kaza kayıtlarının olmaması gerekir. Beyaz eldivenleriyle sizi patron gibi ağırlarlar. Sakız, şeker hatta meyve suyu bile ikram ederler. Bu nezaketten sonra gelde her taksiye bindiğinde acaba yolu uzattı mı diye endişe duy memleketimde. Özledim Kore'nin taksicilerini bile. Varın dostları siz hesap edin

YORUM YAZ



8 + 2 =

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
ÇOK OKUNAN HABERLER

Güney Kore denince akla ilk hangi marka geliyor?


SON YORUMLANANLAR HABERLER
YUKARI